İşte Güntay Şimşek’in HT Cumartesi’deki o yazısı:
Havacılık sektörünün yeterince geliştiğine inananlardansanız ezberinizin bozulmasına hazır olun. Çünkü ülkemizde havacılık diğer tarafları ihmal edildiğinden ve ilgilimevzuatlar tamanlamıyla çıkarılmadığından yeterince gelişmiyor, büyüyemiyor. Hükümet de küçük işleri bile büyük operasyonlarla yapmaya çalıştığından sonuç almakta zorlanıyor. Mesala Türkiye’de köpek çiftliği yapılan, ortasından yol geçirilen havaalanları varken, Ulaştırma Bakanlığı da çapraz uçuşları büyük havayollarıyla harekete geçirmek içinmantıksız bir teşvik yaklaşımıyla şirketlere baskı yapıyor. Yolcunun büyük yolcu uçaklarını dolduracak seviyede olmadığımerkezlerde, havayollarına baskı yaparak sürdürülebilir bir çapraz uçuş ağı kurmak imkânsız. Küçük şehirlere, Uludağ’a, Abant’a yani dağa, göle, kasabaya, toprak piste inen küçük uçaklarla otobüs fiyatına uçma imkânı varken illa büyükmeydanlar yapmaya çalışmak neden? İlgili yetkililerin başta havacılığınmerkezi Amerika’ya, Kanada’ya, çeşitli Avrupa ülkelerine bakıp 4-6 kişi taşıyan uçaklarla 15-20 yolcu kapasiteli pervaneli uçakların Air Strip (hava şeridi veya toprak pist) denen noktalar arasında nasıl sefer yaptığını incelemelerinde fayda var. Aksi halde Gökçeada veya Güneydoğu’da nüfus yoğunluğu az olan şehirlere büyükmeydan yapıp kaynakları israf etmek çözümdeğil. Çünkü Gökçeada örneğinde görüleceği üzere küçük uçaklar da sefer yapamayacak, atıl kalacaklardır. Halbuki bu meydanın eski haline daha önce Dardanel Havayolları sefer yapıyordu. Büyütüp çeşitli dayatmalar gelince her şey kayboldu. Daha vahimhata ise büyük yolcu uçaklarının inebileceğimeydanlar yapılınca etraftaki küçük havameydanlarının kapatılması. Bursa Havaalanı gibi jetlerin inemeyeceğimeydanlara küçük uçakların sefer yapmasının önü neden kesiliyor? Bursa-İstanbul arasında büyük uçaklar fizibıl uçuş yapamayacağına göre…
Meydanların işlevlerine, iniş-kalkış yapabilecek uçak tiplerine göre hizmette tutulması gerekir. Hatta havacılığı geliştirmek istiyorsak, Amerika’da olduğu üzere bütün şehirlerde küçük uçaklara hizmet verecek, kule, itfaiye, ambulans hizmetleri olmayan ve ‘kontrolsüzmeydan’ olarak isimlendirilen yönteme geçilmesi gerekir. Pazarın büyümesi ve sektörün gelişmesi için pilot sorumluluğunda inişkalkış yapılabilen 700-900metre uzunluğunda toprak zeminli air stripler yapmaktan başka çare yok. Elbette yanıbaşında helikopterlere de hizmet verecek heliportlar olmalı. Acil durumiçin de bu yaklaşımşart, havacılığın gelişimi için de. Basit bir örnek Adana’daki portakal tüccarı yazın Bodrum’a nasıl gidecek? İskenderun’dakimeydan neden hizmete hazır tutulmadı da sağı solumania alanı oldu? Bursa Gemlik’teki havameydanı neden köpek çiftliği yapıldı? Hepsinin tek sebebi var: Geleceği görememek. Havayolları içinmeydan her yerde olmaz, ama bumeydanlar her yerde olur, büyüklerinde önünü açar…
Son gözde paramotor uçuşlar
Türkiye gibi açık hava müzesi, doğa harikası bir ülkede yaşayıp havacılığın sportif ya da bireysel tarafını keşfetmemek akıl alır bir durum değil. Özgürlüğün olabildiğince sınırsız yaşandığı havacılığın bir başka yönüne çeşitli boyutlarıyla dikkat çekmek arzusudayım. En caziplerinden birisiyle başlamak da doğrusu galiba… Paramotor, dünyanın en küçük, en hafif taşınabilir ve en keyifli hava araçlarından biri. Üstelik eskiye oranla ulaşma ve sahip olma imkânları da çok daha kolay. Bunun yanı sıra da en güvenli bir hava aracı. Paramotor kısaca hafif devri yüksek motor ve paraşüt demek. Kalkış ve iniş için piste ihtiyaç duymuyor. Dar bir alandan kalkış ve iniş yapabiliyor, hareket kabiliyeti yüksek. Hızı kullanılan kanatlara bağlı olarak 20 ile 40 km arasında. Paramotorla uçabilmek için tek şart; yamaç paraşütü deneyimi ve birazcık havacılık bilgisi. Sonrası kolay. Bir depoyla 5 ile 8 saat uçabilir, deniz seviyesinden 4 bin metreye kadar yükselebilirsiniz. Bu yükseklikte ne yapmak istediğiniz size kalmış. Gösteri, eğlence, fotoğraf, video, reklam, tanıtım… Artık Türkiye’nin çeşitli noktalarında ister kiralayarak isterse kendi aracınızla uçma imkânı var. Bunlar arasında paramotor için cazip noktalar, Antalya-Alanya’da Akçalı Tepesi, Çankırı-Ilgaz (uçuş pistinin yolu olmaması tek dez avantajı) Erzincan Çakırman Tepesi, İzmir-Güzelbahçe ve Ödemiş ile Kayseri-Alidağ sayılabilir. Paramotora giderek artan ilgiyi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, belediyelerin iyi değerlendirmesi, Ulaştırma Bakanlığı’nın da mevzuatlar anlamında destek olması gerekir. Paramotor uçuşların bir adım ötesi ise Microlight diğer adıyla yelkenkanatlar. Çin’de deneme şansı bulduğum Microlight uçuşun tadını ise halen unutmuş değilim…




