Afrika’nın Havacılık Yarışında Türkiye’nin Rolü

Seçtiklerimiz

Afrika’nın Havacılık Yükselişi Başladı: Türkiye Bu Dönüşümde Nerede Duracak?

Afrika Serisi – Final

Yaklaşık bir aydır Afrika havacılığını farklı yönleriyle ele aldım.

İlk yazıda, küresel havacılığın bir sonraki büyük rekabet alanının neden Afrika olacağını anlattım.

İkinci yazıda, Afrika’nın büyüyeceğini; ancak bu büyümeden herkesin aynı ölçüde faydalanamayacağını vurguladım.

Üçüncü yazıda ise 2035 yılında Afrika’nın havacılık haritasının nasıl şekilleneceğine dair öngörülerimi paylaştım.

Şimdi ise serinin son yazısındayız.

Bu kez geleceği tahmin etmek yerine çok daha önemli bir soruyu soruyorum:

Türkiye, Afrika’nın havacılık dönüşümünde hangi tarafta yer alacak?

Çünkü artık mesele Afrika’nın büyüyüp büyümeyeceği değil.

Mesele, bu büyümeden kimlerin pay alacağıdır.

Afrika artık geleceğin pazarı değil

Uzun yıllar boyunca Afrika, küresel havacılık şirketleri tarafından “geleceğin pazarı” olarak tanımlandı.

Artık bu tanım geçerliliğini yitiriyor.

Çünkü gelecek başladı.

  • Nüfusu hızla artan şehirler…
  • Yeni havalimanları…
  • Genişleyen orta sınıf…
  • Artan turizm…
  • Yükselen e-ticaret…
  • Büyüyen hava kargo pazarı…
  • Enerji ve maden yatırımları…

Ve kıta içi ticareti hızlandıracak Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA).

Bütün bu gelişmeler, Afrika’yı dünyanın en dinamik havacılık pazarlarından biri haline getiriyor.

2035 yılına gelindiğinde bugün konuştuğumuz birçok havalimanı, havayolu ve lojistik merkezi iki katından daha büyük ölçeğe ulaşmış olacak.

Türkiye aslında yarışa sıfırdan başlamıyor

Bu belki de en önemli avantajımız.

Türkiye, Afrika’yı yeni keşfetmiyor.

Son yirmi yılda kamu ve özel sektör önemli bir altyapı oluşturdu.

Türk Hava Yolları bugün Afrika’da en geniş uçuş ağına sahip küresel havayollarından biri konumunda bulunuyor ve kıtanın çok sayıda noktasını İstanbul üzerinden dünyaya bağlıyor. Bu ağ, yalnızca yolcu taşımacılığı değil; ticaret, yatırım ve diplomatik ilişkiler açısından da önemli bir stratejik değer oluşturuyor.

Ancak bana göre asıl soru şu:

Bu ağı, daha büyük bir havacılık ekosistemine dönüştürebilecek miyiz?

THY tek başına yeterli olmayacak

Türk Hava Yolları Afrika’nın kapısını açtı.

Şimdi o kapıdan diğer Türk şirketlerinin girmesi gerekiyor.

Çünkü havacılık artık yalnızca uçak taşımacılığı değildir.

Havacılık;

  • havalimanıdır,
  • yer hizmetidir,
  • bakım merkezidir,
  • eğitimdir,
  • yazılımdır,
  • dijitalleşmedir,
  • lojistiktir,
  • savunma sanayidir,
  • insansız hava araçlarıdır,
  • finansmandır,
  • teknolojidir.

Yani dev bir ekosistemdir.

Türkiye’nin elindeki en büyük güç

Türkiye bugün Afrika’da aynı anda faaliyet gösterebilecek sayılı ülkelerden biridir.

Türk Hava Yolları

Kıtayı İstanbul üzerinden dünyaya bağlıyor.

Turkish Cargo

Afrika’nın hızla büyüyen e-ticaret ve yüksek katma değerli ürün taşımacılığında önemli avantaj sağlayabilir.

Turkish Technic

Afrika’nın en büyük eksiklerinden biri bakım-onarım altyapısıdır.

Birçok Afrika havayolu bugün ağır bakımlarını Avrupa veya Orta Doğu’da yaptırıyor.

Önümüzdeki on yılda Afrika’da kurulacak bölgesel bakım merkezleri için Turkish Technic çok güçlü bir aday olabilir.

TAV Airports

Afrika’nın onlarca yeni havalimanına ihtiyacı olacak.

Sadece terminal inşa etmek değil…

  • İşletmek…
  • Yönetmek…
  • Gelir üretmek…
  • Dijitalleştirmek…

İşte burada TAV’ın onlarca yıllık uluslararası deneyimi büyük avantaj sağlayabilir.

Çelebi Aviation

Yer hizmetleri Afrika’da en hızlı büyüyecek alanlardan biri olacak.

Çelebi son yıllarda Tanzanya ve Kenya’da Türk Hava Yolları operasyonlarında üstlendiği yeni görevlerle Afrika’daki varlığını genişletiyor. Bu adımlar, şirketin kıtadaki büyüme stratejisinin somut örneklerinden biri haline geldi.

Havaş

Operasyon yönetimi ve yer hizmetleri alanındaki bilgi birikimini Afrika’nın gelişen havalimanlarına taşıyabilir.

TUSAŞ

Afrika’nın birçok ülkesi sadece yolcu uçağı istemiyor.

  • Gözetleme…
  • Yangınla mücadele…
  • Eğitim uçakları…
  • Genel maksat platformları…
  • Savunma sistemleri…

Bu alanlarda TUSAŞ’ın geliştirdiği platformlar önemli fırsatlar sunabilir.

Baykar

Afrika’da insansız hava araçlarının kullanım alanı her geçen yıl genişliyor.

  • Sınır güvenliği…
  • Tarım…
  • Orman yangınları…
  • Arama-kurtarma…
  • Enerji hatlarının kontrolü…
  • Deniz gözetleme…

Baykar artık yalnızca bir savunma şirketi değil, aynı zamanda küresel havacılık teknolojisinin önemli oyuncularından biri haline geldi.

TEI

Motor teknolojisi geleceğin en stratejik alanlarından biri olacak.

Afrika’da bakım, motor desteği ve mühendislik alanlarında yeni iş birlikleri oluşturabilecek şirketlerden biri de TEI’dir.

Pilot eğitimi…

Bence en büyük fırsat burada.

2035’e kadar Afrika’nın on binlerce yeni pilota ihtiyacı olacak.

Aynı durum teknisyenler, hava trafik kontrolörleri, kabin ekipleri ve bakım mühendisleri için de geçerli.

Türkiye bugün yalnızca pilot değil;

  • akademi,
  • simülatör,
  • eğitim merkezi,
  • sertifikasyon,
  • dijital eğitim platformları

ihraç edebilecek seviyeye ulaşabilir.

Bugün atılacak doğru adımlar, Türkiye’yi Afrika’nın havacılık eğitim merkezi haline getirebilir.

Yeni rekabet artık farklı olacak

Geçmişte şirketler havayolu kurarak büyüyordu.

Bugün ise ekosistem kuranlar kazanıyor.

Afrika’nın ihtiyacı sadece uçak değil.

  • Bilgi…
  • Teknoloji…
  • Yönetim…
  • Dijital altyapı…
  • Finansman…
  • İnsan kaynağı…

Bütün bunları tek pakette sunabilen ülkeler öne çıkacak.

Türkiye’nin en büyük avantajı da tam burada ortaya çıkıyor.

Çünkü elimizde bu zincirin neredeyse bütün halkaları bulunuyor.

Ama zaman daralıyor

Çin çok hızlı ilerliyor.

  1. Körfez ülkeleri Afrika’da yeni havalimanlarına yatırım yapıyor.
  2. Avrupa şirketleri bakım ve eğitim alanında pozisyonlarını koruyor.
  3. Amerikan şirketleri teknoloji yatırımlarını artırıyor.
  4. Rekabet her geçen gün daha da sertleşiyor.

Türkiye’nin artık “bekleyelim, görelim” lüksü yok.

Bu dört yazılık seriyi hazırlarken tek amacım Afrika’nın büyüyeceğini söylemek değildi.

Asıl vermek istediğim mesaj şuydu:

Afrika, dünyanın son büyük havacılık büyüme sahasıdır.

Bugün doğru stratejiyi kuran ülkeler, önümüzdeki yirmi yılın kazananları arasında yer alacak.

Türkiye, coğrafi konumu, güçlü havacılık altyapısı, küresel şirketleri ve yetişmiş insan kaynağıyla bu yarışta önemli avantajlara sahip.

Ancak avantajlar, yalnızca doğru zamanda harekete geçenler için anlam taşır.

Ben inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda Türk şirketleri Afrika semalarında sadece daha fazla uçmayacak.

  • Daha fazla havalimanı yönetecek.
  • Daha fazla bakım merkezi kuracak.
  • Daha fazla pilot yetiştirecek.
  • Daha fazla teknoloji ihraç edecek.

Ve belki de en önemlisi, Afrika’nın havacılık dönüşümünün sadece izleyicisi değil, ortaklarından biri olacak.

Çünkü geleceğin havacılık rekabeti artık gökyüzünde değil;

ekosistem kurabilen ülkeler arasında yaşanacak.

Editörden

- AJet -spot_imgspot_img

Son Dakika