ITA Airways CEO’su Joerg Eberhart: “Yerel Gücümüzü Küresel Ölçekle Birleştiriyoruz”
Eberhart: Avrupa Havacılığının Daha Rekabetçi Bir Ekosisteme İhtiyacı Var
ITA Airways CEO’su Joerg Eberhart, IATA’nın Airlines. platformuna verdiği röportajda Lufthansa Group entegrasyonundan Avrupa havacılığındaki konsolidasyona, yakıt maliyetlerinden sürdürülebilirliğe ve hava trafik yönetimine kadar sektörün gündemindeki birçok başlığı değerlendirdi.
Graham Newton tarafından gerçekleştirilen ve 22 Eylül 2026’da yayımlanan röportajda Eberhart, Lufthansa’nın ITA Airways’teki artan payının şirketin İtalyan kimliğini değiştirmeden daha geniş bir uluslararası ağın parçası olmasını sağlayacağını belirtti.
Lufthansa’nın artan payı ITA Airways’in stratejisini nasıl etkileyecek?
Joerg Eberhart: Lufthansa Group’un ITA Airways’e yaptığı ilave yatırım, bağlantı ağımızı, rekabet gücümüzü ve uzun vadeli büyüme olanaklarımızı geliştirmek açısından önemli bir fırsat. Bunu yaparken ITA Airways’in İtalyan kimliğini ve ülke açısından stratejik konumunu koruyacağız.
Lufthansa Group içerisinde entegre bir hub taşıyıcısı olmak; ölçek, endüstriyel sinerji ve güçlü uluslararası ağa erişim açısından avantaj sağlayacak. Yolcular açısından da daha geniş bağlantı ve seyahat seçenekleri ortaya çıkacak.
ITA Airways Lufthansa Group’a ne kazandırıyor?
Eberhart: Özellikle Güney Amerika bizim için önemli. ITA Airways, Lufthansa Group içerisinde Avrupa ile Güney Amerika arasındaki güney bağlantı kapılarından biri olmaya uygun bir konumda.
Halihazırda Lufthansa Group içinde Avrupa-Güney Amerika hatlarında en geniş varlığa sahibiz. ITA Airways ağı, grubun Brezilya’ya sunduğu toplam kapasiteyi iki katına çıkardı.
Stratejik önceliklerimiz ise değişmedi: premium yolcu deneyimi, Roma Fiumicino merkezimizin güçlendirilmesi, özellikle uzun menzilli ağımızın genişletilmesi ve operasyonel verimliliğin artırılması.
Büyük bir havayolu grubunun parçası olmanın avantajları ve zorlukları neler?
Eberhart: En önemli avantaj, yerel güçleri küresel ölçekle birleştirebilmek. Havayolları kendi markalarını ve pazardaki konumlarını korurken ortak uzmanlıktan, satın alma gücünden, operasyonel uygulamalardan ve ağ sinerjilerinden yararlanabiliyor.
Dijital inovasyon, operasyonel mükemmeliyet ve sürdürülebilirlik gibi sektörün temel konularında da birlikte hareket etmek daha etkili sonuçlar sağlayabiliyor.
Ancak entegrasyon; süreçlerin, sistemlerin ve stratejik önceliklerin dikkatli şekilde koordine edilmesini gerektiriyor. Asıl mesele ölçeğin avantajlarından yararlanırken her havayolunun kendine özgü kültürünü ve müşteri deneyimini koruyabilmek.
Avrupa havacılığında daha fazla konsolidasyon bekliyor musunuz?
Eberhart: Küresel rekabet artıyor ve sürdürülebilirlik ile teknolojik dönüşüm büyük yatırımlar gerektiriyor. Bu ortamda Avrupa havayolları arasındaki daha güçlü iş birlikleri ve konsolidasyon, sektörün dayanıklılığını ve küresel rekabet gücünü destekleyebilir.
Özellikle daha çevreci havacılığa geçiş; yeni teknolojiler, filo modernizasyonu ve sürdürülebilir operasyonlar için önemli kaynak gerektiriyor. Güçlü havayolu grupları bu yatırımları destekleyebilecek ölçeğe sahip.
Bu nedenle konsolidasyon ve daha derin endüstriyel iş birliklerinin önümüzdeki yıllarda sektörün önemli eğilimlerinden biri olmaya devam edeceğini düşünüyoruz.
Havayollarının büyümesinin önündeki en büyük engeller neler?
Eberhart: Sorunların önemli bölümü artık havayollarının doğrudan kontrolünün dışında ve yapısal nitelikte.
Avrupa’nın büyük merkezlerinde havalimanı kapasitesi önemli bir darboğaz. Fiziksel genişleme imkânlarının sınırlı olması ve düzenleyici süreçler büyümeyi zorlaştırıyor.
Avrupa hava sahasının parçalı yapısı da önemli bir problem. Hava trafik yönetimindeki verimsizlikler operasyonel performansı düşürüyor ve maliyetleri artırıyor. Single European Sky girişiminde daha fazla ilerleme gerekiyor.
Buna jeopolitik istikrarsızlık, uzayan uçuş rotaları, yakıt tüketimindeki artış, yakıt fiyatlarındaki dalgalanma, uçak bulunabilirliği ve nitelikli personel eksikliği de ekleniyor.
Yakıt fiyatlarındaki dalgalanmayı nasıl yönetiyorsunuz?
Eberhart: Yakıt fiyatlarındaki oynaklık havayollarının karşı karşıya olduğu en önemli maliyet risklerinden biri.
ITA Airways olarak 2026 sonuna kadar ihtiyaç duyacağımız yakıtın yaklaşık %80’i için hedge pozisyonundayız. Bu bize maliyetler konusunda daha fazla öngörülebilirlik sağlıyor.
Ayrıca Roma Fiumicino’da kendi yakıt tedarik modelimizi devreye aldık. Böylece ITA Airways, İtalya’da yakıt trader’ı rolünü üstlenen ilk havayolu oldu. Bu sistem tedarik zinciri üzerinde daha fazla kontrol, satın almada esneklik ve maliyet optimizasyonu sağlıyor.
Avrupa hava trafik yönetimi nasıl iyileştirilebilir?
Eberhart: Özellikle yoğun yaz sezonunda kısa ve uzun vadeli adımları birlikte atmak gerekiyor.
Kısa vadede havayolları, havalimanları ve hava seyrüsefer hizmet sağlayıcıları arasında daha yakın koordinasyon gerekiyor. Hava trafik kontrolünde personel dayanıklılığının artırılması ve trafik akışlarının daha iyi yönetilmesi de önemli.
Uzun vadede ise Avrupa hava trafik yönetiminin parçalı yapısının çözülmesi gerekiyor. Single European Sky, daha fazla dijitalleşme ve veri paylaşımı kapasiteyi ve sistemin dayanıklılığını geliştirebilir.
Avrupa’daki havacılık düzenlemelerinde neyin değişmesini istersiniz?
Eberhart: Avrupa havacılık mevzuatının bugünün operasyonel ve çevresel gerçeklerine daha iyi uyum sağlaması gerekiyor.
EU261, 20 yılı aşkın süre önce yürürlüğe girdi. Bugünkü havacılık sektörünün koşullarıyla artık tam olarak örtüşmediğini düşünüyoruz. Havayolları bazen kendi kontrollerinin dışındaki nedenlerle ortaya çıkan aksaklıklardan tek başına sorumlu tutulabiliyor.
Sürdürülebilirlik konusunda ise SAF, filo yenileme ve yeni teknolojiler büyük yatırımlar gerektiriyor. Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşırken havayollarının küresel rekabet gücünün de korunması gerekiyor.
EU ETS ve CORSIA konusunda yaklaşımınız nedir?
Eberhart: Çevre politikalarının tutarlı ve küresel ölçekte uyumlu olması önemli.
EU ETS ile CORSIA farklı sistemler üzerinden karbon emisyonlarını ele alıyor. Aynı emisyon için havayollarının birbiriyle çakışan yükümlülüklere maruz kalmaması gerekiyor.
Uzun vadede emisyonların azaltılması açısından SAF kullanımının hızlandırılması ve filo modernizasyonuna yatırım yapılması da temel öncelikler arasında olmalı.
Havacılık sektöründe tek bir şeyi değiştirebilseydiniz bu ne olurdu?
Eberhart: Havacılık ekosistemini daha açık, rekabetçi ve dayanıklı hale getirirdim.
Havalimanları çoğu zaman yerel ölçekte tekel niteliğinde yapılara sahip. Uçak üretiminde çok sınırlı sayıda küresel oyuncu bulunuyor. Motorlarda ve kritik tedarik zincirinin çeşitli bölümlerinde de benzer bir yoğunlaşma söz konusu.
Bu yapı havayolları açısından uzun teslim süreleri, azalan esneklik, sınırlı tedarikçi seçenekleri ve belirli şirketlere yüksek bağımlılık yaratabiliyor.
Eberhart’a göre daha rekabetçi ve çeşitlendirilmiş bir tedarik zinciri havacılık sektörünün verimliliğini, inovasyon kapasitesini ve krizlere karşı dayanıklılığını geliştirebilir. Buradaki amaç mevcut endüstri ortaklarının önemini sorgulamak değil; havayollarına daha fazla seçenek sunan dengeli bir ekosistem oluşturmak.
Haber Kaynağı: IATA – Airlines., “Local strengths at global scale”, Joerg Eberhart röportajı, 22 Eylül 2026.




