ICAO: Geleceğin Yolculuğu Dijital Kimlik ve Biyometriyle Şekillenecek

Seçtiklerimiz

ICAO’dan Temassız Seyahat İçin Küresel Hamle

Havalimanlarında pasaport ve sınır kontrol süreçlerini önemli ölçüde değiştirecek dijital kimlik, biyometri ve temassız yolculuk teknolojilerinin küresel ölçekte yaygınlaştırılması için ICAO öncülüğünde yeni bir aşamaya geçiliyor.

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) Montréal’de düzenlediği 21. TRIP Sempozyumu’nda devletler ve havacılık sektörü temsilcileri, dijital seyahat kimliklerinin ve otomatik sınır geçiş sistemlerinin ülkeler arasında uyumlu çalışabilmesi için ICAO standartlarının temel alınması konusunda ortak yaklaşımı güçlendirdi.

22–24 Eylül tarihlerindeki toplantının ana hedeflerinden biri, yıllardır test edilen temassız yolcu işlemlerini pilot projelerden çıkararak ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve küresel olarak birlikte çalışabilir sistemlere dönüştürmek oldu.

Pasaport Kontrolünde Yeni Dönem

Havacılık sektöründe dijital dönüşüm artık yalnızca check-in veya biniş kartıyla sınırlı değil.

Ülkeler; elektronik pasaportlar, yüz ve diğer biyometrik doğrulama yöntemleri, otomatik sınır kapıları ve Digital Travel Credential (DTC) gibi dijital kimlik teknolojilerini seyahat sürecine entegre etmeye başladı.

ICAO’nun yaklaşımına göre amaç, yolcunun kimliğinin güvenli biçimde doğrulanmasını sağlarken havalimanındaki tekrarlanan manuel belge kontrollerini azaltmak.

Bu modelde biyometri ve dijital kimlik sistemleri yolcunun işlemlerinin önemli bölümünü otomatik hale getirirken sınır görevlilerinin rolü rutin belge kontrolünden daha fazla gözetim ve risk temelli değerlendirmeye doğru kayabilecek.

Dijital Seyahatin Anahtarı: Ülkelerin Sistemleri Birbiriyle Konuşmalı

ICAO’nun üzerinde durduğu en önemli konu ise interoperability, yani birlikte çalışabilirlik.

Bir ülkenin kendi havalimanlarında başarılı çalışan biyometrik veya dijital kimlik sisteminin uluslararası seyahatte tek başına yeterli olmadığı belirtiliyor.

Sistemin gerçek anlamda küresel hale gelebilmesi için farklı ülkelerde kullanılan teknolojilerin yolcu kimliklerini güvenilir şekilde tanıyabilmesi gerekiyor.

Bu nedenle ICAO; ülkelerin kendi teknolojilerini seçebilmesine rağmen sistemlerin ICAO Standards and Recommended Practices (SARPs), teknik spesifikasyonları ve rehberleriyle uyumlu olması gerektiğini vurguluyor. Sempozyum programı da küresel birlikte çalışabilirliği etkin sınır yönetiminin temel unsurlarından biri olarak tanımlıyor.

ICAO Digital Travel Credential Öne Çıkıyor

Yeni sistemin en önemli bileşenlerinden biri ICAO Digital Travel Credential – DTC.

DTC, elektronik seyahat belgesindeki güvenilir kimlik bilgilerinin dijital ortamda kullanılabilmesini sağlayan ICAO standardizasyon çalışmalarının merkezinde bulunuyor.

Amaç, fiziksel pasaport tamamen ortadan kalkmadan önce bile pasaporttaki doğrulanabilir kimlik bilgilerinin seyahatin farklı aşamalarında güvenli biçimde dijital olarak kullanılabilmesi.

ICAO’nun TRIP programı, DTC’yi elektronik pasaport verileri, biyometri ve sınır kontrol sistemleriyle birlikte çalışan küresel dijital seyahat altyapısının parçalarından biri olarak ele alıyor.

1 Milyardan Fazla Elektronik Seyahat Belgesi Dolaşımda

Dijital seyahat altyapısının temeli aslında uzun süredir oluşturuluyor.

ICAO’nun verilerine göre 193 üye devletin 165’i elektronik makine tarafından okunabilir seyahat belgeleri (eMRTD) düzenliyor ve dünya genelinde bir milyardan fazla elektronik belge dolaşımda bulunuyor.

Bu belgelerin uluslararası ölçekte güvenilir şekilde doğrulanmasında ise ICAO Public Key Directory (PKD) kritik rol oynuyor.

PKD, ülkelerin elektronik pasaportların dijital imzalarını doğrulayabilmesi için gerekli sertifika ve anahtarların güvenli şekilde paylaşılmasını sağlayan uluslararası altyapıyı oluşturuyor. DTC’nin gelecekteki sınır ötesi kullanımı da bu güven altyapısıyla bağlantılı.

Yüz Tanıma ve Otomatik Kapılar Yaygınlaşıyor

TRIP Sempozyumu’nda ele alınan sistemler arasında Automated Border Control (ABC) kapıları, biyometrik doğrulama, elektronik pasaportlar, self-servis çözümler ve risk temelli sınır kontrol uygulamaları da bulunuyor.

Bu sistemlerle yolcunun pasaportunun ve kimliğinin otomatik doğrulanması, düşük riskli yolcuların daha hızlı işlenmesi ve görevlilerin daha fazla dikkat gerektiren vakalara yönelmesi hedefleniyor.

Uzun vadede bunun havalimanlarında pasaport kontrolündeki bekleme sürelerini azaltması ve artan uluslararası yolcu trafiğinin aynı altyapıyla daha verimli yönetilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Pasaport Tamamen Ortadan Kalkıyor mu?

Burada önemli bir ayrım bulunuyor.

ICAO’nun çalışmaları “yakında fiziksel pasaportlar kaldırılıyor” anlamına gelmiyor.

ICAO programı elektronik pasaportları, DTC’yi ve diğer dijital çözümleri birlikte ele alıyor. DTC’nin elektronik seyahat belgelerine dijital eşlikçi veya belirli uygulamalarda alternatif olarak kullanılabilmesine yönelik uluslararası standartlar geliştiriliyor.

Dolayısıyla dönüşümün aşamalı gerçekleşmesi; fiziksel ve dijital kimlik sistemlerinin bir süre birlikte kullanılması daha doğru bir çerçeve.

Güvenlik ve Mahremiyet Dönüşümün Merkezinde

Dijital kimliklerin yaygınlaşması beraberinde veri güvenliği ve mahremiyet konularını da getiriyor.

ICAO bu nedenle seyahat kimliği zincirini yalnızca havalimanındaki yüz tanıma sisteminden ibaret görmüyor. Süreç, kişinin kimliğinin ilk kez oluşturulduğu sivil kayıt sistemlerinden belge düzenlenmesine, elektronik pasaporttan sınır kontrolüne ve dijital doğrulamaya kadar bütün aşamaları kapsıyor.

Sempozyum programında ayrıca gelecekte kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemleri üzerinde oluşturabileceği risklere karşı post-quantum cryptography ve kuantuma dayanıklı güvenlik altyapıları da gündemin önemli başlıklarından biri olarak yer aldı.

Hedef: Tek Bir Küresel Dijital Seyahat Ekosistemi

ICAO’nun ortaya koyduğu yön, geleceğin havalimanı deneyiminin giderek daha fazla dijital kimlik + biyometri + otomasyon + güvenli veri paylaşımı üzerine kurulacağını gösteriyor.

Ancak teknolojinin yaygınlaşmasındaki asıl mesele yüz tanıma kameralarının veya otomatik kapıların sayısından çok, bir ülkede doğrulanan dijital kimliğin başka bir ülkede de güvenilir biçimde kabul edilebilmesi.

Bu nedenle ICAO’nun önümüzdeki dönemdeki en önemli rolü, ülkelerin farklı teknolojiler kullanmasına rağmen bunların ortak uluslararası standartlar üzerinden birbirleriyle çalışmasını sağlamak olacak.

Başarılı olması halinde bu dönüşüm, yolcunun kimliğini defalarca belge göstererek kanıtladığı mevcut modelden, kimliğinin güvenli dijital altyapı üzerinden doğrulandığı daha hızlı ve daha az temas gerektiren uluslararası seyahat modeline geçişi hızlandırabilir.

Editörden

- AJet -spot_imgspot_img

Son Dakika