ABD’de Pilot Emeklilik Yaşı Tartışması: 65 Yaş Sınırının Korunması Çağrısı Güçleniyor
ABD’de pilotların zorunlu emeklilik yaşının yükseltilmesine yönelik tartışmalar yeniden gündeme gelirken, havacılık sektöründeki meslek örgütleri ve uzmanlar bu adımın pilot arzını artırmayacağı, aksine havayolu operasyonlarında ciddi belirsizlik ve maliyet yaratacağı görüşünde birleşiyor.
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından belirlenen küresel standartlara göre, çok pilotlu ticari uçuşlarda görev yapan pilotların azami görev yaşı 65 olarak uygulanıyor. ICAO’nun mevcut aşamada bu sınırı yükseltmeye yönelik herhangi bir çalışması bulunmuyor. Bu nedenle, ABD’nin tek taraflı bir kararla emeklilik yaşını 65’in üzerine çıkarması halinde, 65 yaş üstü pilotların uluslararası uçuşlarda görev alması mümkün olmayacak ve ülke küresel havacılık kurallarıyla uyumsuz hale gelecek.
Sektör verileri, sıkça dile getirilen “pilot açığı” iddialarını da sorgulatıyor. Son dönemde bazı büyük ve bölgesel havayollarının pilot alımlarını durdurduğu, bazı şirketlerin ise ücretsiz izin veya erken emeklilik paketleri sunduğu görülüyor. Bu tablo, mevcut ve öngörülen uçuş operasyonlarını karşılayacak sayıda pilot bulunduğuna işaret ediyor.
Uzmanlara göre, emeklilik yaşının yükseltilmesi pilot arzını fiilen artırmak yerine, zincirleme eğitim ve görev değişikliklerine yol açacak. Uluslararası uçuş yapamayacak duruma gelen kıdemli pilotların iç hatlara kaydırılması, daha genç pilotların görevlerinden “geri itilmesine” neden olacak. Bu durum, ek simülatör eğitimleri, tip dönüşleri ve planlama revizyonlarıyla birlikte havayolları için yüksek maliyetli ve karmaşık bir süreç doğuracak.
Ayrıca, böyle bir değişikliğin pilotların kariyer ilerleme sistemini bozacağı, çalışma barışını zedeleyeceği ve yolcu deneyimine dolaylı olarak olumsuz yansıyacağı değerlendiriliyor. Havacılık çevreleri, 65 yaş sınırının hem güvenlik hem de operasyonel sürdürülebilirlik açısından en dengeli çözüm olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Sektör temsilcileri, pilot emeklilik yaşına ilişkin kararların ulusal değil, uluslararası kurallar ve bilimsel güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda ele alınması gerektiğinin altını çiziyor.




