Hava Taksileri Gerçekten Başlıyor mu?

0

Hava Taksileri Gerçekten Başlıyor mu? eVTOL Yarışında Sertifikasyon Gerçeği

Elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen hava araçları artık yalnızca bilgisayar çizimlerinden veya fuar maketlerinden ibaret değil. Joby, Archer, Eve ve BETA gibi şirketler gerçek uçuş testlerini sürdürüyor; ABD ve Avrupa’daki havacılık otoriteleri ise bu yeni araçların hava sahasına güvenli biçimde entegre edilmesi için düzenlemeler geliştiriyor. Ancak prototipin uçması ile sertifikalı ve ekonomik bir hava taksi hizmetinin başlaması arasında hâlâ önemli bir mesafe bulunuyor.

Havacılık sektörü son yıllarda yeni bir ulaşım modeli üzerinde yoğunlaşıyor: Elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen hava araçları, yani eVTOL’ler.

Bu araçların şehir merkezleri ile havalimanları arasında yolcu taşıması, trafik yoğunluğunu azaltması ve helikopter operasyonlarına kıyasla daha sessiz ve daha düşük maliyetli ulaşım sağlaması hedefleniyor.

Sektörde kullanılan en popüler ifade ise “hava taksisi”.

Ancak eVTOL sektöründeki gelişmeleri değerlendirirken üç ayrı aşamayı birbirinden ayırmak gerekiyor:

  • Bir prototipin uçabilmesi,
  • Bir hava aracının tip sertifikası alabilmesi,
  • Sertifikalı aracın ekonomik ve sürdürülebilir biçimde yolcu taşıyabilmesi.

Bugün birçok eVTOL prototipi uçuyor. Bazı şirketler sertifikasyon sürecinin ileri aşamalarına ulaşmış durumda. Buna rağmen büyük şehirlerde yüzlerce hava taksisinin tarifeli yolcu taşıdığı ticari bir sistem henüz kurulmuş değil.

Dolayısıyla artık tartışılması gereken soru, “Bu araçlar uçabilir mi?” değil.

Asıl soru şudur:

Bu araçlar güvenli, sertifikalı, düzenli ve ekonomik şekilde işletilebilir mi?

eVTOL Nedir?

eVTOL, İngilizce “electric Vertical Take-Off and Landing” ifadesinin kısaltmasıdır.

Bu araçlar elektrik motorları kullanarak dikey kalkış ve iniş yapabilir. Bazı tasarımlar helikopter benzeri şekilde çok sayıda sabit rotor kullanırken bazıları kalkıştan sonra rotorlarını veya pervanelerini öne çevirerek uçak gibi ileri uçuşa geçer.

Başlıca eVTOL tasarım mimarileri şunlardır:

  • Tiltrotor veya tilt-propeller,
  • Lift-and-cruise,
  • Multicopter,
  • Vectored thrust,
  • Kanatlı elektrikli dikey kalkış sistemleri.

Bu tasarımların her biri farklı avantaj ve riskler taşır.

Multicopter yapılar mekanik olarak daha sade olabilir ancak seyir verimliliği ve menzil açısından sınırlı kalabilir. Kanatlı ve yönlendirilebilir pervane sistemleri ise daha uzun menzil sağlayabilir ancak geçiş mekanizması ve uçuş kontrol yazılımı daha karmaşıktır.

FAA, bu araçların önemli bir bölümünü “powered-lift” kategorisi altında değerlendiriyor. Powered-lift; dikey kalkış, dikey iniş ve düşük hızlı uçuşta motor gücüyle kaldırma sağlayan, ileri uçuşta ise uçak özellikleri gösterebilen hava araçlarını kapsıyor. FAA, powered-lift pilotluğu ve operasyonlarına ilişkin nihai kuralını Ekim 2024’te yayımladı.

Hava Taksi Devrimi Başladı mı?

Teknik açıdan önemli bir ilerleme yaşandığı açık.

Ancak “hava taksi devrimi başladı” ifadesini kullanırken dikkatli olmak gerekiyor.

ABD Federal Havacılık İdaresi, 2026 yılında eVTOL Integration Pilot Program kapsamında sekiz ortaklı pilot proje seçti. Program; şehir içi hava taksileri, bölgesel yolcu taşımacılığı, kargo, acil sağlık hizmetleri, otonom uçuş ve enerji sektörü taşımacılığı gibi farklı operasyonları gerçek hava sahası koşullarında test etmeyi amaçlıyor. FAA, kamuoyunun bu program kapsamındaki bazı operasyonları 2026 yazından itibaren görmeye başlayacağını açıkladı.

Bu gelişme önemli olmakla birlikte, pilot program ile tam ticari hava taksi işletmesi aynı şey değildir.

Pilot programlar kontrollü koşullarda veri toplamak, riskleri belirlemek ve gelecekte uygulanacak düzenlemeleri geliştirmek için yürütülür.

Bu nedenle 2026 yılı için en doğru tanımlama şudur:

Hava taksilerinin kitlesel ticari hizmet yılı değil, gerçek operasyon ortamına geçiş ve entegrasyon yılı.

Sertifikasyon Yarışında Kim Önde?

eVTOL sektöründe onlarca proje bulunmasına rağmen sertifikasyon ve finansman açısından birkaç şirket öne çıkıyor.

Joby Aviation

Joby Aviation, FAA sertifikasyon sürecinde en ileri şirketlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Şirketin FAA gerekliliklerine uygun olarak üretilen ilk Type Inspection Authorization test uçağı, 11 Mart 2026 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Bu hava aracı, FAA pilotlarının ve test ekiplerinin sertifikasyon amacıyla gerçekleştireceği “for credit” uçuş testlerinde kullanılmak üzere üretildi.

Bu aşama önemlidir. Çünkü şirket tarafından üretilmiş deneysel bir prototipin uçması ile FAA tarafından kabul edilen tasarım ve üretim konfigürasyonuna uygun bir uçağın test edilmesi aynı değildir.

Joby ayrıca FAA ile yürüttüğü sertifikasyon sürecindeki dört temel sistem incelemesinden üçüncüsünü tamamladığını açıkladı. Ancak şirketin henüz nihai FAA tip sertifikası bulunmuyor.

Dolayısıyla Joby’nin ileri bir aşamada olduğu söylenebilir; fakat ticari yolcu operasyonlarının tüm sertifikasyon gerekliliklerini tamamladığı söylenemez.

Archer Aviation

Archer Aviation, Midnight isimli dört yolcu kapasiteli eVTOL platformu üzerinde çalışıyor.

Şirket, FAA’nın Midnight için önerilen uygunluk yöntemlerinin tamamını kabul ettiğini ve sertifikasyon sürecinin üçüncü aşamasında önemli ilerleme kaydettiğini açıkladı. Dördüncü aşamada ise uçağın havaworthiness gerekliliklerine uygunluğu resmî test ve analizlerle kanıtlanacak.

Archer, 2026’nın ikinci yarısından itibaren Florida, New York ve Texas gibi eyaletlerde kontrollü operasyonlar başlatmayı hedefliyor. Bununla birlikte bu operasyonlar da FAA’nın pilot entegrasyon programı kapsamında yürütülecek ve tam ölçekli tarifeli ticari hava taksi ağı anlamına gelmeyecek.

Archer’ın sertifikasyon ve ticari hazırlık açısından güçlü bir konumda olduğu görülüyor. Ancak şirketin açıkladığı operasyon tarihleri, nihai sertifikasyon ve düzenleyici onayların zamanında tamamlanmasına bağlı.

Eve Air Mobility

Embraer tarafından desteklenen Eve Air Mobility, daha geleneksel bir lift-and-cruise mimarisi kullanıyor.

Eve’nin tam ölçekli eVTOL prototipi ilk uçuşunu Aralık 2025’te gerçekleştirdi. Şirket, Nisan 2026’da 50 test uçuşunu tamamladığını, Mayıs 2026’da ise hover ve düşük hızlı uçuş test bloğunu bitirerek geçiş uçuşu çalışmalarına ilerlediğini açıkladı.

Eve’nin önemli avantajlarından biri, Embraer’in uçak geliştirme, üretim, sertifikasyon ve satış sonrası destek tecrübesine erişebilmesi.

Ancak Eve’nin test programı, Joby ve Archer ile karşılaştırıldığında uçuş zarfının genişletilmesi açısından daha erken bir aşamada bulunuyor.

Eve’nin eVTOL tasarımı yüzde 100 elektrikli, yaklaşık 100 kilometre menzilli ve ilk hizmete giriş aşamasında pilotlu operasyon için planlanıyor. Şirket, gelecekte pilotsuz operasyonlara geçebilecek bir mimari hedefliyor.

BETA Technologies

BETA Technologies, yalnızca şehir içi hava taksi modeline odaklanmamasıyla diğer şirketlerden ayrılıyor.

Şirket, ALIA platformunun hem dikey kalkış yapabilen VTOL hem de klasik pist operasyonlarına uygun CTOL versiyonlarını geliştiriyor. BETA; yolcu taşımacılığı, kargo, sağlık lojistiği ve bölgesel hava taşımacılığına odaklanıyor.

2026 yılında BETA ve United Therapeutics, FAA’nın eVTOL entegrasyon programı kapsamında organ nakli lojistiğine yönelik gerçek bir uçuş operasyonu gerçekleştirdi. FAA bu uçuşu program açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirdi.

BETA’nın yaklaşımı, hava taksilerinin ilk ticari kullanım alanının şehir merkezinde yolcu taşımak yerine kargo, sağlık, ada bağlantıları veya bölgesel ulaşım olabileceğini gösteriyor.

Prototip Uçuşu Neden Yeterli Değil?

Havacılıkta bir hava aracının uçabilmesi, onun ticari yolcu taşımaya hazır olduğu anlamına gelmez.

Sertifikasyon sürecinde yalnızca normal uçuş performansı değil, olası arıza durumları da değerlendirilir.

eVTOL üreticilerinin kanıtlaması gereken başlıca konular şunlardır:

  • Bir veya birden fazla elektrik motorunun arızalanması,
  • Batarya hücrelerinde termal kaçak,
  • Batarya yangını ve duman kontrolü,
  • Yüksek voltaj izolasyonu,
  • Uçuş kontrol bilgisayarı arızaları,
  • Sensör hataları,
  • Dikey uçuştan ileri uçuşa geçiş,
  • Pervane veya rotor hasarı,
  • Kuş çarpması,
  • Yıldırım etkisi,
  • Elektromanyetik uyumluluk,
  • Acil iniş kabiliyeti,
  • Enerji rezervi,
  • Yolcu tahliyesi,
  • Bakım ve komponent ömürleri.

Bir eVTOL’de çok sayıda elektrik motorunun bulunması, tek bir motor arızasına karşı yedeklilik sağlayabilir. Ancak motor sayısının artması aynı zamanda daha fazla inverter, kablo, sensör, kontrol kanalı ve yazılım gerektirir.

Bu nedenle “daha fazla motor eşittir daha güvenli uçak” şeklinde basit bir sonuç çıkarılamaz.

Güvenlik, yalnızca parça sayısıyla değil; sistem mimarisi, hata toleransı, yazılım doğrulaması ve arızaların birbirinden bağımsız tutulmasıyla sağlanır.

Avrupa Neden Daha Temkinli İlerliyor?

Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı EASA, eVTOL sertifikasyonu için Special Condition VTOL çerçevesini geliştirdi.

EASA’nın “enhanced category” yaklaşımı, şehir üzerinde yolcu taşıyacak bir eVTOL’ün kritik arızalar karşısında son derece yüksek güvenlik seviyesi göstermesini gerektiriyor. EASA, Temmuz 2025’te SC-VTOL için beşinci uygunluk yöntemi paketini yayımladı ve teknik gereklilikleri geliştirmeyi sürdürdü.

Bu yaklaşımın temel nedeni, eVTOL’lerin yoğun nüfuslu şehir bölgelerinde çalışmasının planlanmasıdır.

Bir helikopterin veya küçük uçağın yaptığı operasyon ile şehir merkezinde yüksek frekansla çalışan yüzlerce eVTOL’ün oluşturacağı sistem aynı değildir.

Araç güvenliğinin yanında;

  • Vertiport tasarımı,
  • Yangın müdahalesi,
  • Şarj güvenliği,
  • Yolcu akışı,
  • Hava trafik yönetimi,
  • Gürültü,
  • Acil durum planları,
  • Alternatif iniş alanları

da sertifikasyon ve operasyon sisteminin bir parçası olmak zorundadır.

Vertiportlar Hazır mı?

Hava taksi sisteminin yalnızca hava aracından oluştuğu düşünülüyor.

Oysa gerçek bir hava taksi ağı için şu altyapılar gerekir:

  • Kalkış ve iniş alanları,
  • Yüksek kapasiteli elektrik bağlantısı,
  • Hızlı şarj sistemi,
  • Batarya ve termal yönetim altyapısı,
  • Yangın söndürme sistemi,
  • Yolcu terminali,
  • Güvenlik kontrolü,
  • Hava trafik bağlantısı,
  • Bakım alanları,
  • Yedek iniş noktaları.

FAA, mevcut helikopter pistleri ile powered-lift araçların birlikte kullanılabileceği geçiş modelleri üzerinde çalışıyor. Mevcut yaklaşımda vertiport tasarımının, kullanılacak hava aracının boyutları, azami kalkış ağırlığı ve performans özellikleriyle uyumlu olması gerekiyor.

Bu durum sektörün başlangıçta tamamen yeni vertiportlar inşa etmek yerine mevcut havalimanları ve heliportları kullanabileceğini gösteriyor.

Ancak yoğun operasyon hedefleniyorsa elektrik şebekesi kapasitesi önemli bir sınırlama oluşturabilir.

Birden fazla eVTOL’ün aynı anda yüksek güçle şarj edilmesi, sıradan bir elektrikli otomobil şarj istasyonundan çok daha yüksek altyapı gerektirir.

Hava Taksisi Gerçekten Taksi Fiyatına Olabilir mi?

Sektörde sıkça kullanılan iddialardan biri, eVTOL yolculuklarının zamanla kara taksisine yakın fiyatlara ulaşacağıdır.

Teorik olarak elektrik motorlarının daha az hareketli parçaya sahip olması, bakım maliyetlerini azaltabilir. Elektrik enerjisinin uçuş başına yakıt maliyeti de bazı görevlerde helikopter yakıtından düşük olabilir.

Ancak doğrudan enerji maliyeti, toplam işletme maliyetinin yalnızca bir bölümüdür.

Gerçek maliyeti belirleyecek başlıca kalemler şunlardır:

  • Hava aracının satın alma veya leasing bedeli,
  • Batarya yenileme maliyeti,
  • Bakım ve parça değişimleri,
  • Pilot maliyeti,
  • Sigorta,
  • Vertiport kullanım ücreti,
  • Elektrik altyapısı,
  • Şarj süresi,
  • Günlük uçuş sayısı,
  • Doluluk oranı,
  • Operasyon kontrolü,
  • Sertifikasyon kaynaklı zorunlu bakım programları.

Dört yolcu kapasiteli bir hava aracında bir pilot bulunması, satılabilir koltuk kapasitesinin önemli bir bölümünü ortadan kaldırır.

Bir uçuşun ekonomik olabilmesi için hava aracının gün içinde yüksek kullanım oranına ulaşması, dönüş uçuşlarının dolu olması ve şarj sürelerinin operasyonu kesintiye uğratmaması gerekir.

Bu nedenle ilk hava taksi hizmetlerinin ucuz bir toplu taşıma sistemi değil, helikopterden daha erişilebilir ancak yine de premium fiyatlı bir ulaşım hizmeti olması daha gerçekçi görünüyor.

Batarya Teknolojisi En Büyük Sınırlama Olmaya Devam Ediyor

eVTOL sektörünün temel teknik sorunu enerji yoğunluğudur.

Jet yakıtı ağırlığına göre çok yüksek enerji taşır. Bataryalar ise aynı ağırlıkta çok daha az kullanılabilir enerji sağlar.

Ayrıca uçak yakıt tükettikçe hafifler. Batarya ise boşalsa bile aynı ağırlığı uçuşun sonuna kadar taşımaya devam eder.

eVTOL uçuşlarında dikey kalkış ve hover safhası özellikle yüksek güç gerektirir.

Bu nedenle menzil hesaplanırken yalnızca ileri uçuş mesafesi değil;

  • Kalkış enerjisi,
  • Hover süresi,
  • Tırmanış,
  • Rüzgâr,
  • Bekleme,
  • Sapma meydanı,
  • Zorunlu enerji rezervi,
  • Batarya yaşlanması,
  • Sıcaklık etkisi

de dikkate alınmalıdır.

Broşürde açıklanan azami menzil ile gerçek ticari operasyonda kullanılabilecek menzil aynı olmayabilir.

Havayolu ve hava taksi işletmeleri, yolcu kapasitesini koruyabilmek için menzil, rezerv ve batarya ömrü arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.

Gürültü Gerçekten Ortadan Kalkacak mı?

eVTOL üreticileri, araçlarının helikopterlerden daha sessiz olacağını belirtiyor.

Elektrik motorlarının mekanik gürültüsü gaz türbini motorlarından daha düşük olabilir. Çok sayıda küçük rotorun kullanılması da belirli uçuş koşullarında gürültü dağılımını değiştirebilir.

Ancak eVTOL’ler tamamen sessiz değildir.

Pervane uç hızı, rotor sayısı, irtifa, kalkış profili ve uçuş sıklığı toplumsal kabulü doğrudan etkiler.

Tek bir hava aracının kısa süreli gösteri uçuşu sırasında düşük gürültü üretmesi ile bir yerleşim alanında günde yüzlerce uçuş gerçekleştirilmesi aynı konu değildir.

Gelecekte hava taksi ağlarının önündeki en önemli engellerden biri teknik sertifikasyondan çok, yerel yönetim izinleri ve toplumsal kabul olabilir.

Pilotlar Ortadan Kalkacak mı?

Hava taksi sektörünün uzun vadeli ekonomik modeli büyük ölçüde otonom uçuşa dayanıyor.

Pilotun kaldırılması, bir koltuğun daha yolcuya ayrılmasını ve pilot maliyetinin ortadan kalkmasını sağlayabilir.

Ancak ilk ticari eVTOL operasyonlarının büyük bölümü pilotlu olarak planlanıyor.

FAA’nın powered-lift düzenlemeleri pilot sertifikasyonu, eğitmen yetkileri ve operasyon kurallarını kapsıyor. Eve de hizmete giriş aşamasında pilotlu, gelecekte ise pilotsuz operasyona hazır bir sistem planladığını belirtiyor.

Tam otonom yolcu taşımacılığında çözülmesi gereken konular yalnızca uçuş teknolojisiyle sınırlı değil.

Bunlar arasında;

  • Hukuki sorumluluk,
  • Siber güvenlik,
  • Haberleşme kesintisi,
  • Uzak pilot veya kontrol merkezi,
  • Yolcu müdahalesi,
  • Acil durum kararları,
  • Hava trafik talimatlarının uygulanması,
  • Toplumsal güven

bulunuyor.

Bu nedenle yakın dönemde pilotların tamamen ortadan kalkması yerine, ilk aşamada tek pilotlu ve yüksek otomasyonlu operasyonların gelişmesi daha olasıdır.

Pilot Perspektifinden: Gerçek Başarı Sertifikadan Sonra Başlar

Bir pilot olarak eVTOL sektöründeki gelişmeleri önemli buluyorum.

Dağıtılmış elektrikli tahrik, gelişmiş uçuş kontrol sistemleri ve dikey kalkış kabiliyeti havacılıkta yeni operasyon modelleri oluşturabilir.

Ancak havacılıkta bir teknolojinin başarısı yalnızca havalanmasıyla ölçülmez.

Gerçek başarı;

  • Her hava koşulunda güvenilir çalışma,
  • Tekrarlanabilir operasyon,
  • Emniyetli arıza yönetimi,
  • Sertifikasyon,
  • Eğitim,
  • Bakım,
  • Ekonomik sürdürülebilirlik

ile ölçülür.

Bugün eVTOL sektörü, “uçabilir mi?” aşamasını büyük ölçüde geride bırakıyor.

Şimdi daha zor olan aşamaya geçiliyor:

Her gün, yüzlerce kez, farklı pilotlarla, farklı hava koşullarında ve kabul edilebilir maliyetle güvenli uçabilecek mi?

Havacılık tarihindeki birçok başarılı prototip, ekonomik veya operasyonel nedenlerle ticari başarıya ulaşamadı.

Bu nedenle şirketlerin açıkladığı uçuş menzilleri, sipariş adetleri ve hizmete giriş tarihleri tek başına yeterli değildir.

Asıl izlenmesi gereken göstergeler şunlardır:

  • Tip sertifikasının tamamlanması,
  • Üretim sertifikası,
  • Operasyon sertifikası,
  • Sertifikalı pilot eğitim sistemi,
  • Gerçek batarya ömrü,
  • Günlük uçuş güvenilirliği,
  • Koltuk başına maliyet,
  • Doluluk oranı,
  • Sigorta maliyeti,
  • Vertiport izinleri.

Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?

Türkiye; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve turizm bölgeleri açısından hava taksi kullanım potansiyeline sahip.

Özellikle;

  • Havalimanı-şehir merkezi bağlantıları,
  • İstanbul Boğazı geçişleri,
  • Turizm bölgeleri,
  • Adalar,
  • Acil sağlık hizmetleri,
  • Kargo ve kritik parça taşımacılığı

gelecekte uygulanabilir kullanım alanları olabilir.

Ancak Türkiye’nin yalnızca yabancı eVTOL araçlarını satın alan bir pazar olmaması gerekiyor.

Bu dönüşüm;

  • Elektrik motoru,
  • Batarya yönetim sistemi,
  • Uçuş kontrol yazılımı,
  • Kompozit üretim,
  • Otonom sistemler,
  • Şarj altyapısı,
  • Hava trafik yönetimi

alanlarında yerli teknoloji geliştirmek için stratejik fırsat oluşturuyor.

Türkiye’nin güçlü İHA ekosistemi, eVTOL ve ileri hava hareketliliği alanına geçiş için önemli bir teknolojik altyapı sağlayabilir.

Bununla birlikte insan taşıyan hava araçlarında sertifikasyon, sistem emniyeti ve operasyonel güvenilirlik gereklilikleri insansız sistemlere göre çok daha ağırdır.

Bu nedenle Türkiye için doğru yaklaşım, hızlı bir “hava taksi lansmanı” yapmak değil; üniversiteler, üreticiler, SHGM, DHMİ, belediyeler ve enerji şirketlerinin katıldığı kontrollü bir ileri hava hareketliliği yol haritası oluşturmaktır.

Sonuç: Devrimden Önce Doğrulama Dönemi

eVTOL sektörü artık yalnızca bir gelecek vizyonu değil.

Gerçek uçaklar üretiliyor, uçuş testleri yapılıyor, sertifikasyon dosyaları ilerliyor ve kamu otoriteleri kontrollü operasyon programları başlatıyor.

Ancak hava taksilerinin yaygınlaştığını söylemek için henüz erken.

2026 yılı, eVTOL sektöründe kitlesel ticari hizmetin başladığı yıl olmaktan çok; sertifikasyon, entegrasyon ve gerçek operasyon verilerinin toplandığı kritik bir geçiş yılıdır.

Önümüzdeki dönemde kazanan şirket, en güzel prototipi gösteren veya en fazla ön sipariş açıklayan şirket olmayacak.

Kazanan;

  • Sertifikayı tamamlayan,
  • Güvenilir üretim yapabilen,
  • Uçağını yüksek operasyon temposunda çalıştırabilen,
  • Batarya ve bakım maliyetlerini kontrol eden,
  • Yolcu başına sürdürülebilir maliyete ulaşan

şirket olacak.

Hava taksileri bir gün şehir ulaşımının gerçek bir parçası olabilir.

Ancak havacılıkta gelecek, yalnızca cesur vaatlerle kurulmaz.

Gelecek; emniyet, sertifikasyon, operasyonel disiplin ve ekonomik gerçeklik üzerine kurulur.

“Hava taksileri bir gün şehir ulaşımının gerçek bir parçası olabilir. Ancak havacılıkta gelecek, yalnızca cesur vaatlerle kurulmaz. Gelecek; emniyet, sertifikasyon, operasyonel disiplin ve ekonomik gerçeklik üzerine kurulur.”


Kaynaklar: FAA Advanced Air Mobility ve eVTOL Integration Pilot Program açıklamaları;
EASA SC-VTOL düzenlemeleri; Joby Aviation, Archer Aviation, Eve Air Mobility ve BETA
Technologies resmî yayınları.