Djokovic’in baş döndüren performansıyla birlikte klasmanda zirveye çıkan Sırplar, Hamdi Topçu’yu bakan düzeyinde adeta ablukaya almışlar. Bence de her iki taraf için doğru hamle. Konunun stratejik değeri de yüksek. Türkiye-Sırbistan ilişkileri Balkan siyaseti üzerinde önemli sonuçlar doğuruyor. Balkanlar’daki kardeşlerimizin durumunu da ilgilendirecek şekilde Türkiye’nin bölgeye ilgisinin göstergesi. Topçu’ya, bir süre önce Cumhurbaşkanı Gül’le birlikte Sırbistan’a yaptığımız seyahati anlatmıştım, orada Türk-Sırp-Boşnak ve Hırvat liderler arasındaki ilişkiler dikkat çekici bir sinerjinin varlığını gösteriyordu.
Topçu, sohbetimiz sırasında NBA’in ardından en büyük basketbol organizasyonu olan Eurolig’in sponsorluğunun alınmasının ne kadar güç olduğunu da anlattı. İlk başlarda hiç istememişler ve engel olmuşlar. Topçu, ‘Kriz bize aradığımız fırsatı verdi, biz de değerlendirdik’ derken gururluydu.
Hatta yakınlaşma ‘Sırp havayollarını alsanıza’ noktasına kadar gelmiş.
Dün bir kısmını yazmıştım, THY Başkanı ile 3.5-4 saat birlikteydik. İkram merkezi Do&Co’dan sonra simülatör bölümünde uçak kullanma deneyimi yaşamıştık. Bu arada yeni uçaklar hakkında konuşurken, koltuk aralarının darlığından bahsettim, ‘Bildiğim kadarıyla Başbakan da rahatsız oluyor’ dedim. Topçu kısa bir an duraksadı, tebessüm etti ve şunları söyledi:
Yerli sanayiini geliştirmek bugünlerde çok konuşuluyor, malum. Kendi imkanlarımızla, markamızı yaratıp otomobil ve hatta uçak imal etmenin yolları tartışılıyor. Hamdi Topçu’nun buradaki yorumu çok akılcı, şöyle:
‘Uçak yapmak hiç mesele değil. Kafayı takarsan yaparsın. Mesele uçak satmak. Bir marka haline getirmek ve bunu karlı biçimde yapabilmek için en az 600 uçak satabilme kapasitesine ulaşmak zorundasın. Aksi halde boş yatırım olur.’ Aynı mantığı geçenlerde NTV’ye konuşan Rahmi Koç da yerli oto için söylemiş ve 5 milyon araç satışı barajı koymuştu.
Dünkü yazıma gelen tepkilerden de anlıyorum ki sivil havacılıkta İstanbul konusu çok ama çok kritik. Atatürk Havalimanı’nın artık yetersiz kalması, hatta tıkanması, özellikle yaz aylarında bıktıran rötarlar gibi konular iş dünyasını da Türkiye’nin büyüme vizyonunu da etkiliyor. Çözüm reçetesi belli. Atatürk Havalimanı’nın potansiyelinin artırılması, Sabiha Gökçen’in daha etkili kullanılabilmesi ve üçüncü havaalanı projesinin hızlandırılması…




