spot_imgspot_img
14.5 C
İstanbul
Salı, 7 Nisan 2026

Woznıackı; THY  üyesi olmak benim için bir onur !!

spot_imgspot_img

Seçtiklerimiz

Haber Merkezi @ Air News Times

Aile geçmişinizde profesyonel atletler var; sporun genlerinize işlediğini söyleyebilirmiyiz?

 Ailem sporla çok yakından ilgili ve belki de durum genlerime işlemiştir. Şaka bir yana , hem annemin hem de babamın spor yapmaktan çok hoşlanıyor olmasını bir şans olarak görüyorum; ben büyürken hemen her gün bir şeyler oynardık. Önce futboldu, sonra tenis başladı. Bana göre bu günün dünyasında spor, her çocuğun yetiştirilmesi sırasında önemli bir yer tutmalı; bu yeterince vurgulanıyor.

Neden tenisi seçtiniz?

Babam ve erkek kardeşim Patrik’le beraber ilk atışlarımı yaparken, bu oyuna neredeyse hemen aşık oldum. Önce kardeşimi yenmeyi amaçlıyordum; ardından babam, sonra Danimarkalı diğer çocuklar geldi ve bu böylece devam etti. Hem fiziksel hem de zihinsel açıdan zorlayıcı bir oyundu.

Wimbledon’da Gençler katagorisinde şampiyon olduktan sonra dünya tenisinde bir numaraya yerleşmeyi bekliyor muydunuz?

Dünyanın bir numaralı oyuncusu olmak hayallerimin gerçeğe dönüşmesiydi. Bu başarıyı kazanabilmek için çok çalıştım ama zirveyi korumak da en az oraya ulaşmak kadar zorlu olacak.

Çok genç ve çok başarılısınız; bu sizi korkutuyor mu?

Korkmamı gerektirecek bir şey olduğunu sanmıyorum. Gencim, yaptığım işe tutkuyla bağlıyım, oyunculuğumun hala gelişme potansiyeli var ve aslında çok parlak bir geleceğim olacağını düşünüyor ve bunu sabırsızlıkla bekliyorum.

Şansa inanırmısınız?

Bütün spor dallarında mutlaka şansa ihtiyaç vardır ama bu oyunun sadece ufak bir parçası. Yetenek, muhtemelen daha da önemsiz… Çalışma ahlakı ve kazanma arzusu ise hemen hemen her şey…

Geçmişe nazaran daha sorumlu hissediyormusunuz?

Tecrübe kazandıkça dünyayı daha farklı algılamaya başladım. Tabii ki 17 yaşıma oranla daha sorumluluk sahibiyim ve çok fazla seyahat ettiğim ve maç yaptığım için kendimi 20 yaşında diğer kızlardan daha olgun hissediyorum.

 Çok çalışıyor olmalısınız ve eminim çok fazla seyahat ediyorsunuz. Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Antrenman ya da maç yaptığım zamanlarda arkadaşlarımla beraber olmayı, dinlenip gevezelik etmeyi seviyorum. Çoğunlukla kahve içmeye ya da sinema seyretmeye gidiyoruz. Erkek kardeşim Patrik ile Kopenhag’da zaman geçirmeyi de çok seviyorum, çünkü onu sık sık görme fırsatım olmuyor. Monte Carlo’daki evimin imkanları da geniş olduğu için çok şanslıyım. Dolayısıyla eğer gerekiyorsa, her zaman tenisten birkaç saatliğine uzaklaşabiliyorum.

Dünyada en çok nereyi beğendiniz?

İstanbul’la fazla sık gelmedim aslında ama burayı sevdim. 2011 sezonu sanunda WTA Şampiyonası için gelmeyi dört gözle bekliyorum; böylece şehri biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacağımı umuyorum. Monte Carlo’daki evimi de seviyorum ama bana göre Kopenhag gibisi yok.

Türk Hava Yolları Business Class’ın sponsorluğu konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bu kadar büyük ve ayrıcalıklı bir grubun üyesi olmak benim için bir onur. Bence Türk Hava Yolları’nın sunabilecek çok şeyi var. Dünya genelinde 160 noktaya uçuyorlar ki bu da tenisin küresel doğasına uygun. Türk Hava Yolları ile kolayca ve konforlu seyahatler yapabileceğime inanıyorum; bu benim için çok önemli. Bu ortaklık beni gerçekten heyecanlandırıyor ve çok sayıda Türk hayranım olmasını ümit ediyorum

 

 Haber Merkezi @ Air News Times

 

 

İlgili Makaleler

- AJet -spot_imgspot_img

Son Dakika