spot_imgspot_img
10.1 C
İstanbul
Cumartesi, 21 Şubat 2026

Türkiye girişimciler için bir fırsatlar ülkesi

spot_imgspot_img

Seçtiklerimiz

Girişimci kendisi zengin olmak için çıkar yola belki ama başkalarına da iş yaratır. O büyüdükçe istihdamı on binlere ulaşır. Zenginliğin yolu girişimcilikten (eskilerin deyimiyle fabrikatör!) olmaktan geçer. Girişimci çalışırken ülkesi de zenginleşir. Her şeyi bilen Amerikalılar bunu da bildiğinden girişimcilerine ‘hero’ (kahraman) gibi davranır. Kimsenin popülaritesi Bill Gates’i, Steve Jobs’ı geçemez ABD’de.
 
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde üçüncüsü düzenlenen ‘Girişimcilik Hafta’sında Ali Sabancı ve Gülden Yılmaz’la röportaja giderken bunlar vardı aklımda. Gülden Yılmaz, Global Girişimcilik Haftası Platform Başkanı. TOBB bünyesindeki Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı’nın davetiyle kurula girmiş. Giriş o giriş! Haftanın düzenlenmesi iki yıldır ona emanet. Kasım ayının üçüncü haftasında 124 ülkeyle eş zamanlı olarak gerçekleştirilen etkinliği düzenliyor.
 
Röportaj da gördüm ki girişimci diye tek bir kimlik, yaklaşım yok. Nitekim Ali Sabancı’yla, Gülden Yılmaz birçok konuda farklı düşünüyor. Asıl yaklaşım farklılığı ise “İşadamı niye çalışır, çalışmasının başarısını nasıl ölçeriz” konusunda yaşandı. Çözemeden kalktık. Gülden Yılmaz, Ali Sabancı’yı ikna edemedi!
 
* Amerikalılar için girişimci, kahraman demek. ABD’de doğup sıfırdan şirketler yaratsaydınız daha mı avantajlı olurdunuz?
 
Oradaki ekosistem o kadar farklı ki. Bana göre benim burada olmakta olmam avantaj. Çünkü ben henüz başarılı mıyım, değil miyim bilmiyorum.
 
* Ali Bey sorum net. Niye bu mütevazılık şimdi?
 
Mütevazılık falan değil. Mütevazılık da bir meziyet değil zaten. Çoğumuz yurtdışında yaşadık. Oraları görüp burada olmanın en büyük avantajı şu, burada hala çok fırsat var. Kendi kendime düşünmüşümdür; Sabancı Holding eğer Kayseri’den, Adana’ya, Adana’dan İstanbul’a çıkıp gelişmeseydi, rekabetin çok yoğun olduğu İsviçre’de başlasaydı acaba bu kadar dallanıp budaklanabilir miydi? Aynı şey Koç Holding için geçerli. Bizim ülkemiz diğerlerine karşı özellikle son beş yıla bakarsak yeniliğe çok açık, aç. Benim şu anda en başarılı göründüğüm iş havacılık gibi. Dürüst olmak gerekirse öyle derin analizler yapmadım. Sektörde talebin olduğunu anladım. Sonra döndük yurtdışındaki örneklere, o örnekleri buraya nasıl uyarlayabileceğimize baktık.
 
Belki girişimcinin en önemli meziyetlerinden birisi de egosunu yenebilmesi, öğrenmeye açık olması. Böyle baktığımızda 1969 doğumlu bir kişi olarak, Amerika’da olsaydım ve de havacılığa heves etseydim, Amerika’nın içinde bulunduğu havacılık ekosisteminde muhtemelen başarılı olamazdım
 
* Kendinize haksızlık günü mü düzenlediniz!
 
Ne alakası var! Türkiye’de bu telekom sektöründe de böyle oldu, çimentoda da, diğerlerinde de. Devlet tekeli vardı, bu da o sektörlerde iş yapanlara büyük fırsatlar yarattı. Ben girişimci olarak satışı yaratacak pazarlama taktikleri sunmak zorundayım. Beni mesela diğer havacılardan farklı kılan şu: Ben kendimi bir hava yolu taşıyıcısı olarak görmüyorum. Kendimi hasbelkader işi havacılık olan bir satış pazarlama şirketi olarak görüyorum. Böyle davranmam lazım ki, kendime o boşluğu öyle yaratabileyim.
 
Amerika’da bunun zaten kitabı yazılmış! Bu her sektör için de böyledir. Bu açıdan mütevazı olmak adına değil, burası hakikaten aç bir ülke. Burada bu boşluklar daha kolay yaratılabiliyor. Bu açıdan baktığımızda Amerika’da olsaydım ben bu seviyede başarılı görülür müydüm?
 
* Her işadamı girişimci midir?
 
Hayır, bazı insanlar çok kural adamı ama yönetişimi çok iyi bilebiliyor. Ama desen ki, “Kafanı şu camdan çıkar?” çıkaramaz.
 
Başarının göstergesinin para olduğu bir dünya
 
İlk gençliğimizin içinden çıkılmaz münazara konuları vardı, “Sanat sanat için mi, toplum için mi?” gibi. Saatlerce oturup tartışırdık. Ali Sabancı’yla Gülden Yılmaz arasında da münazara, sorduğum bir soruyla başladı. Bir saati aşan tartışmanın sadece bir kısmı, bu sayfaya sığdı. Ama özü, “Girişimcilik para için mi, girişimcilik için mi?” olan soru, mükemmel bir felsefi lezzeti getirdi.
 
* Ali Bey, parmağınızı kıpırdatmasınız dahi yılda 200 – 300 milyon dolar kâr payı geliyordur herhalde. İnsanlar zengin olmak için girişimci olur, sizin derdiniz neydi?
 
Ali Sabancı: Harcayamayacağım kadar çok gelir geliyor, doğru. Ben kabıma sığamadım. Düşünsene başka birinin kabuğunda olduğunu. Onun kabuğuna göre hareket etmen lazım. İz bırakmak için bana o kap ufak geliyordu. Biraz çelişkili gibi gelebilir size ama demin ‘henüz başarılı mıyım, değil miyim, bilmiyorum’ derken bunu kastediyorum. Çünkü ben daha parayı cebe koymadım, o açıdan yani. Para yapmak, yaptığınız işin karnesidir.
 
Gülden Yılmaz: Para bence başarı değil ki. Sen zaten hep zengindin. Ama benim param yoktu ki. Ama ben hiçbir zaman para için çalışmadım. Zaten öyle düşünürsem başarılı olamam. Girişimci para yapmak için çalışmaz, iş yapıyorsan para gelir zaten.
 
A.S: Ben böyle düşünmüyorum abla. İş yapıp, başarılı olup iz bırakmak önemli tabii. Ama başarı dediğiniz şey esasında yarattığınız katma değerle ilgilidir. Maalesef yaşadığımız dünyada bu bir ölçü olarak görülüyor. Bunun için çalışmıyorsun ama doğru yapıyorsan bu geliyor sana sonuç olarak.
 
G.Y: Tamam, ben de bunu söylüyorum. Ama sen kendini böyle ölçmezsin, değil mi? Yeterince kazanmamışsa yaptığı işten başarısız mı kabul etmek lazım senin mantığına göre o girişimciyi?
 
Jobs, kuaför mü olacaktı?
 
A.S: Çevre böyle ölçmez mi? Türkiye’nin en başarılı iş insanlarından biri Hüsnü Özyeğin. Gülden, biri sana Hüsnü Bey’i tanıştırırken, “Hüsnü Bey’in vizyonunda Türkiye’de eğitime en fazla para yatırmak var” derse, bu mu sana çekici gelir? Yoksa, “Valla bundan 25 sene önce bir bankanın müdürüydü. Ondan sonra kendi bankasını kurdu ve 3 – 4 milyar dolara Yunanlılara sattı. Şimdi isterse sattığı bankadan iki tane alır” derse mi etkilenirsin?
 
* Neden bazı insanlar daha başarılı?

G.Y: Bazı insanların çok yüksek zekaları olabilir. Fakat koşullar oluşmadıkça bu potansiyellerini açığa çıkaramazlar. Bill Gates, Silikon Vadisi’nin içinde doğmuş, kuaför olacak hali yoktu. Bill Gates ve Steve Jobs jenerasyonu ilk bilgisayarların yaratıldığı ortamın içine doğmuşlar. Bu ortamlardan bu adamların çıkması normal. Aile, toplum, yaşadığın şehir hepsi önemli.
 
* Ali Bey kaç mağazanız var!
 
A.S: 39 uçağımız var, şimdi bir tane daha almaya gidiyoruz bu ay. Az mağazam var ama Gülden’den daha çok tanınıyorum!
 
G.Y: Sadece yurtdışında 24 ülkede 87 tane var. Ürünlerimiz toplamda 300 noktada satılıyor.
 
* Kafamız hep taklide çalışıyor. Orijinal fikir pek çıkmıyor. Neden?

A.S: Ego devreye giriyor olabilir. Adam, Bağdat Caddesi’nde kuaför açıyor, yanındaki de bir tane açıyor, diğeri de açıyor. Ta ki üçü batmaya başlayana kadar.
 
G.Y: Bizim yetiştiğimiz çağlarda orijinal fikir üretmeyi destekleyen bir eğitim sistemi yoktu. Hala da yok. Dogmaları sorgular şekilde yetişmedik maalesef.
 
* Girişimcinin kitabını yazsanız mottosu ne olurdu?
 
G.Y: Analitik hayalperest…
 
A.S: Böyle havalı bir tespit olur mu ya!.. Benim mottom ‘dene’ olurdu. Hakikaten denemeden olmuyor. Denemezsen başarma ihtimalin sıfır. 
 
*Türkiye’nin en etkili üç girişimci ismini saymanızı istesem?
 
Ali Sabancı: “Ata’ya girişimci denir mi?” diyeceksiniz ama bana göre birinci sırada Atatürk var. Ülkeyi nereden almış, nereye getirmiş. 1919’a Samsun’a adım atmış, 1900’lü yılların Türkiye’sini alıp nereye getirmiş. Bana göre en iyi girişimci, tam girişimci Atatürk’tür. İsimlere  gelince Mehmet Emin Karamehmet derim. Her dönem kendisini yenileyip yeni dönemin sektörlerine yatırım yapmayı biliyor. Ve tabii Hüsnü Özyeğin. Gülden Yılmaz: Hüsnü Özyeğin, Ahmet Nazif Zorlu, ben, sonra Ali Sabancı!

İlgili Makaleler

- AJet -spot_imgspot_img

Son Dakika