spot_img
spot_imgspot_img
12.6 C
İstanbul
Salı, 27 Şubat 2024

Havacılık Dairesi Başkanlığı kuruluş yıl dönümü

Seçtiklerimiz

Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Dairesı Başkanlığının 36. Kuruluş yıl dönümü ve 31 personelin temel pilotaj eğitimini tamamlayarak mezun olmaları nedeniyle Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı Konferans Salonu’nda bir tören düzenlendi.
 
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, personelin 36. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
 
Türkiye’de havacılığın tarihini anımsatan Soylu, Wright kardeşlerin ilk defa motorlu ve havada kalan araçla 17 Aralık 1903 tarihinde uçtukları günün modern havacılığın başlangıcı olarak kabul edildiğini hatırlattı.
 
Türkiye’de ise modern havacılığın 1911’de Yüzbaşı Fesa bey ve Teğmen Kenan beylerin Fransa’ya, uçuş okuluna gönderilmeleriyle başladığını belirten Soylu,1912’de de 2 tane uçak alındığını ifade etti. Soylu, şunları söyledi:
 
"Yani ilk uçağın uçmasından çok değil, 8 yıl sonra ilk adımı atmışız. 1912 yılı sonuna kadar uçak sayımız 17 olmuş ve bu uçaklarla Yeşilköy Tayyare ve Makinist Mektebi’ni kurmuşuz.Uçağın icadından 22 yıl sonra, ilk yerli uçağımız 28 Ocak 1925’te test uçuşunu başarıyla gerçekleştirmiştir. Uçağı imal eden Vecihi Hürkuş ve arkadaşları. Kayseri Tayyare Fabrikası’nda 1926 ve 1939 arasında, lisans altında 212 tane uçak üretilmiştir. Etimesgut Tayyare kendi özgün projeleriyle birçok uçak ve planör üretmiş. Gazi Uçak Motor Fabrikasi ve Ankara Üniversitesi Rüzgar Tüneli, yine havacılık tarihimizdeki önemli kurumlardır.”
 
Bu atılımların ciddi siyasi mücadele ve sinsi planlar neticesinde engellendiğini, bütün kazanımların, yapılanların rafa kaldırıldığını ve hepsinden önemlisi unutturulduğunu dile getiren Soylu, "Rahmetli Vecihi Hürkuş’un neredeyse roman gibi hayatı olmasaydı, Türk havacılık tarihi belki birçoğumuzun ilgisini bile çekmeyecekti.” dedi.
 
– Rahatsız oldular
 
Türkiye’nin bugün bazı Batılı ülkelerle dış politika sorunları yaşadığına dikkati çeken Soylu,yaşanan sorunların Türkiye’nin kendi uçağını, helikopterini, tankını, insansız hava aracını yapmayı istemesinden kaynaklandığını vurguladı.
 
Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:
 
"Türkiye, Ortadoğu’yu bir bataklık olarak görüp oraya sırtını dönseydi, kapısına gelen 3,5 milyon insanı ölüme terketseydi, kimin nereye ne bayrağı çektiğiyle ilgilenmeseydi, kendi parasıyla iki tane insansız hava aracı alabilmek içinaylarca merhamet beklemeye devam etseydi, PKK’nın terörüne, uyuşturucu ticaretine karşı etkin bir mücadele ortaya koymasaydı, ekonomisini krizlere dayanıklı hale getirmeseydive hepsinden önemlisi bu aziz millet 15 Temmuz gecesi liderinin önderliğinde sokağa inip ülkesine sahip çıkmasaydı, bugün ne Amerika ile vize problemi yaşardı ne de Avrupa Birliği ülkelerinden bizi üzen anlamlandıramadığımız açıklamaları duyardık. Peki ne olurdu.. Hem bize ‘dostumuzsunuz’ derlerdi hem ‘müttefikimizsiniz’ derlerdi, sırtımızı sıvazlarlardı hem de….Hem de’si yok, hepsi bu.. Sadece yüzümüze gülüp sırtımızı sıvazlarlardı, başka bir kazancımız olmazdı.Esasen yıllarca bunu yaptılar. Bize ‘dostuz’ dediler, ‘müttefikiz’ dediler ama bunun gereğini asla ve hiçbir konuda yerine getirmediler. Ne olurdu? Söyleyeyim.Bize ‘dostuz’ derlerdi ama bizim evlatlarımız, onların verdiği silahlarla, onların para verdiği teröristler eliyleşehit olmaya devam ederlerdi.”
 
"Bugün Batı ile yaşanan tartışmanın temel meselesi, Türkiye’nin artık tam bağımsız bir ülke olmasından kaynaklanmaktadır” diyen Bakan Soylu,bazı Batılı ülkelerin müttefikliği, bağımlı bir müttefiklik olarak anladığını kaydetti. Soylu, Türkiye’nin son 15 yılda ortaya koyduğu mücadelenin eşit müttefiklik anlayışı üzerine olduğuna dikkati çekerek, "Yıllardır bağımlı müttefikliğe alışmış olanlar, bugün eşit müttefiklik tavrımızdan rahatsızdırlar.” dedi.
 
Türkiye’nin güçlenmesi ve kendi gücünün farkına varmasının bazı ülkeleri rahatsız ettiğini vurgulayan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"15 Temmuz darbesini yapan meczubu ülkesinde ağırlayanları,bizim iade taleplerimizi alaycı bir tavırla ‘inceliyoruz’ diye geçiştirenleri, karanlık ilişkileri izliyoruz. 15 Temmuz’da olan biteni de çok iyi biliyoruz. PYD’ye verilen silahların ne olduğunu, kime karşı kullanıldığını da çok iyi biliyoruz.Batı’nın artık şu gerçeği çok iyi görmesi lazımdır. Binlerce kilometre öteden, başka ülkeleri dizayn etme dönemi sona ermiştir.
 
9-10 yaşında çocuklar ellerinde kalaşnikoflarla savaşıyorlar.Kendi yaşam alanlarının etrafını güvenlikduvarlarıyla çevirenler, başka ülkeleri silah deneme ve pazarlama alanı olarak, doğal kaynakları sömürme alanı olarak belirlemişler.”

İlgili Makaleler

- Corendon -spot_img

Son Dakika