Gökyüzüne Yazılan Mektup: Sonbahar Senfonisi

0

SONBAHAR VE KANATLAR

Havacılık; soğuk sayıların, METAR raporlarının ve radar ekranlarındaki hassas hatların dünyası zannedilir. Oysa demir kuşların göğüs gerdiği rüzgâr, takvim yaprakları sarardığında bambaşka bir lisanla konuşmaya başlar. Sonbahar, gökyüzünün en zarif, en derin bestesidir; havacılığın ruhuna dokunan sessiz bir senfonidir.

Yazın o hırçın, kavurucu termikleri yerini katmanlı ve ağırbaşlı bulut formasyonlarına bırakır. Motorların serin havadaki net ve keskin homurtusu, sanki gökyüzünün ritmini tutan ana bir enstrüman gibidir. Pist başına süzülen bir uçağın kanat uçlarında titreşen sonbahar sisi, kalkış anıyla birlikte geçmişin tüm gürültüsünü geride bırakır. Kaptan pilotun ön camına düşen o ilk buğu, uçmayı teknik bir ulaşımdan öte, sararan yeryüzüne yazılan şiirsel bir mektuba dönüştürür.

On bin feet yükseklikten bakıldığında; altın sarısı ovaleler, kızıl ve kahverengiye bürünen ormanlar ile kanatların hemen altında göç eden kuşların silüeti birleşir. Troposferin dingin mavisiyle toprağın hüznü köprü kurarken, yeryüzü adeta devasa bir tuval gibi açılır kanatların altına. Gökyüzü artık sadece bir uçuş koridoru değil; renklerin ve rüzgârın uyumla eşlik ettiği görsel bir orkestradır.

Ve nihayetinde pist başı yapıp süzülmek… İniş takımlarının betonu kucakladığı o yumuşak dokunuş ve kabinde yankılanan “Hoş geldiniz” anonsu. Dışarıda dökülen yaprakların kokusu karşılar havacılık tutkunlarını. Havacılık ve sonbahar; gökte operasyonel bir özgürlük, yerde ise rüzgârla fısıldanan en güzel türküdür. Rüzgârla dost, bulutla yoldaş olanlar için bu mevsim; göğün derinliklerinde icra edilen, hiç bitmeyecek renkli bir danstır.


Arzu BAL | Şair & Yazar | Havacılık ve Edebiyat