Bayar, ”Savunma ve Havacılıkta Endüstriyel İşbirliği Günleri”nin açılışında yaptığı konuşmada, Ankara’nın sanayisine, yan sanayisine ve KOBİ’lerine savunma havacılık alanında güvendiklerini, programa katılan 100’e yakın uluslararası şirketin de bu güvenin göstergesi olduğunu söyledi.
Savunma ve havacılık sektörünün uluslararası standartlara uymak zorunda olduğunun altını çizen Bayar, ”Bu sektörde çalışan şirketler bu standartlara göre kendilerini geliştiriyorlar, bu zahmetli bir yol ama uluslararası rekabetçiliği de getiren bir yol. Bugün savunma ve havacılık sektörünün toplamına baktığımızda Türkiye’deki sanayinin cirosu son 10 yılda 4 kat, ihracatı 5 kat arttı. Sektörün Ar-Ge yatırımları ise 10 kat artış gösterdi” diye konuştu.
Bayar, Türkiye’nin bu alanda güçlü bir insan kaynağı olduğuna da vurgu yaparak, ülkenin mühendislerinin ve teknisyenlerinin uluslararası standartlarda olduğunu ifade etti.
Sektör açısından yan sanayinin çok önemli bir yer taşıdığını belirten Bayar, ”Biz uçağı yapabiliriz ama uçağın üzerindeki kompozit malzemeye de, onun içindeki karbon elyafa da her detayına kadar inmek zorundayız ki gerçek bir sektörden söz edebilelim” ifadelerini kullandı.
Bayar, yan sanayicilerin tek bir sektör için çalışmadıklarına dikkati çekerek, bu sektörün savunma ve havacılıkta geliştirdiği teknolojiyi diğer alanlarda da kullanarak, Ankara ve Türkiye sanayisinin katma değerini artırdığını dile getirdi.
”Daha yolun başındayız”
Bayar, sektör adına altyapı çalışmalarının devam edeceğini de vurguladı. Kazan’daki çalışmaya değinen Bayar, orada büyük bir organize sanayi bölgesinin kurulduğunu, buranın seneye faaliyete geçmeye başlayacağını ve tamamen havacılığa adanmış olacağını söyledi.
TAI’ye ilişkin çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Bayar, TAI içinde büyük bir uzay uydu entegrasyon merkezi kurduklarını belirterek, ”Uzay, Uydu Entegrasyon Merkezi’ni bu sene açacağız. Artık Türkiye’de her türlü gözlem ve haberleşme uydusunun üretim entegrasyonu testini yapacağımız son derece modern bir tesis sahibi olacağız” dedi
Bayar, Gölbaşı’nda radar teknolojileri üzerine yaptıkları yatırımı da anımsatarak, ASELSAN’ın önemli biriminin burada konumlanacağını ifade etti.
Bugüne kadar yapılan çalışmaların sadece yola çıkış çalışmaları olduğunun altını çizen Bayar, bundan sonraki sürecin çok önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye havacılıkta üs olabilir
Bayar, Türkiye’nin havacılıkta muhakkak rekabetçi güce ulaşacağına işaret ederek, Türkiye nasıl otomotiv üretiminde dünyada rekabetçi bir üretim üssü ise havacılıkta da bunu başarabileceğini söyledi.
Bayar ayrıca, dünyadaki havacılık şirketlerinin işbirliği yapabilmek için kalite standartlarını yakalayan ve profesyonel yönetimi olan şirketler aradığını sözlerine ekledi.
”Gelin birlikte çalışalım”
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TAI TUSAŞ) Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı da yapmış oldukları stratejik anlaşmalarla 2006’da aldıkları 50 bin saatlik hizmeti, geçen yıl sonunda 1 milyon saatin üzerine çıkardıklarını açıkladı.
Yan sanayi ile işyüklerinin önemli bir bölümünü paylaştıklarını kaydeden Dörtkaşlı, bunu artırmaya devam edeceklerini söyledi.
Dörtkaşlı, askeri ve sivil havacılıktaki büyüme, Türk sivil havacılığındaki gelişmeler ve işlerini iyi yapmalarından dolayı artan siparişlerle gelecekte ciddi bir iş yükü artışı olacağını belirterek, bu iş yükünü de yardımcı sanayi ile paylaşacaklarını ifade etti.
Sektör temsilcilerine de çağrıda bulunan Dörtkaşlı, ”Sektör büyüyor, kapımız yardımcı sanayiciye her zaman açık. Gelin birlikte çalışalım” dedi.
TAI’nın dünya sınıfında üretim yapan ve global rekabet gücü olan bir şirket olduğunun altını çizen Dörtkaşlı, yardımcı sanayi ile iş yapmaktan oldukça memnun olduklarını, yabancı yatırımcıların da bu sanayicilerle iş yapabileceklerini dile getirdi.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ise Ankara’nın, şehrin içinde bulunan 8 organize sanayi bölgesiyle çevreyle barışık, gelişmeye açık bir yapı sergilediğini kaydetti.
Özdebir, ”Savunma ve Havacılıkta Endüstriyel İşbirliği Günleri”nde yaptığı konuşmada, Ankara’da bu tarz çalışmalar olmasının tesadüf olmadığını belirterek, Ankara’nın savunma sanayi ile 1900’lü yılların başından bu yana tanışık olduğunu, kurtuluş savaşı mühimmatlarının burada üretildiğini ifade etti.
Ankara’nın havacılık alanına da yabancı olmadığını belirten Özdebir, Türkiye’nin ilk uçak fabrikalarının da Ankara’da kurulduğunu söyledi.
Özdebir, Ankara’nın bugünkü imkan ve kabiliyetleri ile savunma sanayinin burada olmasını hak eden bir il olduğunu kaydederek, şehrin bu konudaki potansiyelini de her geçen gün artırdığını dile getirdi.
Ankara’nın Türkiye’nin en rekabetçi ili seçildiğini de anımsatan Özdebir, bu rekabetçiliğin sadece ekonomik yapı ve üniversitelerle sağlanmadığını, geleceğe yönelik potansiyelin de bunda etkili olduğunu belirtti.
Ankara yenilikçi yatırımların da merkezi
Özdebir, Ankara’nın en yenilikçi ve yüksek teknolojili yatırımların da merkezi olduğuna dikkati çekerek, ”Ankara’da 6 tane müthiş teknopark, 16 üniversite bulunuyor. Teknolojik firmaların sayısı da her geçen gün artıyor” dedi.
Ankara’nın yazılım alanında da çok başarılı işlere imza attığını vurgulayan Özdebir, şehirdeki teknoparkların dünyada bir elin parmaklarını geçmeyecek çalışmaları başarabildiğini ve kendisinin de bundan gurur duyduğunu ifade etti.
Özdebir, bütün bu çalışmaların Ankara’nın sanayisini ve savunma sanayini destekleyen itici güçler olduğunu vurguladı.
Şehrin, makine imalatı, taşıt araçları, traktör, beyaz eşya, ofis mobilyaları gibi birçok alanda lider olduğunun da altını çizen Özdebir, ”Ankara, şehrin içinde bulunan 8 organize sanayi bölgesiyle çevreyle barışık, gelişmeye açık bir yapı sergiliyor” dedi.
Organizasyondan olumlu sonuçlar bekleniyor
OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da bu organizasyonla geçen yıl Meksika’da tanıştıklarını, daha sonra organizasyonu Ankara’ya taşıdıklarını dile getirdi.
Organizasyonun Ankara’ya taşınmasındaki en önemli itici gücün, şehirde bulunan savunma sanayi kümelenmesi olduğunu belirten Aydın, bu organizasyondan olumlu sonuçlar alınabileceğini kaydetti.
OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi Derneği (OSSA) Başkanı Mithat Ertuğ ise etkinliğin, karşılıklı görüşmelerde firmalara imkan ve kabiliyetlerini göstererek işbirliği oluşturmayı amaçladığını belirtti.
Bu durumun çok faydalı sonuçlar vereceğine dikkati çeken Ertuğ, 2014 yılının Ekim ayında yapılacak diğer etkinliğe de bütün katılımcıları davet etti.
Türkiye, savunma sanayinde stratejik öneme sahip
BCI Aerospace firmasının üst yöneticisi (CEO) Stephane Castet ise Türkiye’nin savunma sanayinin önde gelen ülkelerinden biri olduğunu ve ülkenin gelecek için stratejik önemi bulunduğunu söyledi.
Organizasyon konusunda OSSA’yı ortak olarak seçmelerinde bu durumun önemli rol oynadığını vurgulayan Castet, Türkiye’nin, Avrupa ve Orta Doğu arasında stratejik bir köprü görevini üstlendiğini bildirdi.
Castet, organizasyon kapsamında 2000’den fazla birebir görüşmenin yapılacağını ifade ederek, görüşmelerden olumlu sonuçlar beklediğini sözlerine ekledi.
”Savunma ve Havacılıkta Endüstriyel İşbirliği Günleri” 8 Mart tarihinde sona erecek. Bu süre içerisinde katılımcı firmalar işbirliği kapsamında birebir görüşmeler gerçekleştirebilecek.




