spot_img
spot_imgspot_img
11.5 C
İstanbul
Cuma, 19 Nisan 2024

Sabiha Gökçen yeni kapısını açıyor

Seçtiklerimiz

Uğur CEBECİ – ucebeci@hurriyet.com.tr

 

25 milyon/yıl yolcu kapasiteli terminalde açılıştan sonra bir talihsizlik yaşanmaması için testler yapılıyor.

Eskicilerden toplanan ve ağırlıkları 20 kilo olsun diye içi atık malzemelerle doldurulan bavullar, check-in kontuarlarından verilip etiketlendikleri ülkelere, kentlere doğru yola çıkıp çıkmadıkları gözleniyor. /_np/1213/8901213.jpg

12-14 yaşlarındaki çocuklar, ellerine verilen boarding kartları ile terminal içine bırakılıp uçakların park pozisyonunda olduğu varsayılan gate’lere, yani çıkış kapılarına ulaşıp ulaşamayacakları araştırılıyor. Bu çocuklar sayesinde, havalimanı içindeki yönlendirme panolarının doğru yapılıp yapılmadığı test edilmiş oluyor. Yani siz terminali kullanmadan önce benzer onlarca test ile büyük yapı büyük sınav veriyor.

Havalimanı terminal binalarının mimarisi genellikle ve nedense yapımcı firmaların ellerine hazır veriliyor. Yani ihaleyi alan yapımcı firma bu konuda ne kadar uzmanlık sahibi olsa da bir tür dayatmayla karşılaşıyor, verileni yapıyor. Yapımdan önce mimari proje için açılan yarışmaları izleyemiyor, görüş bildiremiyor. Bu yüzden modern görünümlü ama estetik sorunları olan terminaller ortaya çıkıyor. Seçici sadece devlet olunca mimari tartışmalar da sınırlı, katı kalıyor.

Sabiha Gökçen’in yeni terminali bu yüzden estetik bir çarpıcılığa sahip değil. Tabii ki bu kötü, çirkin anlamına gelmiyor. Dış ve İç Hatlar’ı aynı çatı altında toplayan yeni terminal, “Schengen” tipi ile ciddi bir rahatlık sunacak gibi görünüyor.

Bu işte Limak patronu Nihat Özdemir’in hiçbir günahı yok. Her şeyin en iyisini satın alıp binayı yüceltmiş. Tasarım hatalarını en aza indirmiş. Artık yemiyor, içmiyor, açılış için gün sayıyor. İnşattan yana bir sorunu yok ama işletme konusunda heyecanlanıyor. Bir yolcunun bile şikâyetinden karalar bağlayacak yapıya sahip. Hiçbir şeyin aksamaması için bütün test sonuçlarını takip ediyor. Nihat Özdemir belki de hayatında halkın bu kadar çok, birebir ilgili olduğu büyük yapıyı ilk kez hayata geçiriyor. Bütün ayrıntıların peşine düşmüş, soluğu kesilmiş terminalin bir yanından diğer yanına koşturuyor. Klasik Ankara çıkışlı bir devlet müteahhidi gitmiş, yerine yerinde duramayan bir işletmeci gelmiş.

Ve terminalin önüne iki koltuk atıp, yerinde duramayan Nihat Özdemir ile konuştum:

Ucuz ve hızlı operasyon

Büyük risk aldınız. Sabiha Gökçen Havalimanı’nı 20 yıl işletmek için devlete 3 milyar Euro ödeyeceksiniz. 500 milyon Euro’ya yakın yatırım yaptınız. Bu parayı nasıl çıkartacaksınız?
-Öncelikle terminali 18 ayda bitirerek rekor kırıyoruz. Başbakan’a temel atma töreninde inşaat süresini 30’dan 18 aya indirmek için söz vermiştik. 1 Mayıs 2008’de Sabiha Gökçen’i devraldık. Başbakan’a verdiğimiz sözün baskısıyla burada bir çalışma ortamı yarattık. 31 Ekim’de yapılacak törenle terminali açacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Türkiye’de böyle bir eser yapmak kolay değil .Bunu yaptık işletmeyle de parayı çıkaracağız.

Apronda körük ve park eden uçak arasındaki geniş bir mesafe var. Burada operasyonu daha hızlı mı yapacaksınız?
-A380, 777, 747 gibi büyük uçaklar haricinde uçağın biri körüğe yanaşırken diğeri yanından geçebilecek. Bu da meydanın hızlı trafiğine yardımcı olacak.

Köprüler, yani körükler çok şık. Bazılarında çift çıkış var. Bir gün buraya A380 gibi iki katlı uçakların gelebileceğini düşünüyor musunuz?
-Böyle bir uçağın geleceğini düşünerek projeyi ona göre geliştirdik. Şu an bir körüğümüz A380’e hizmet verebilecek şekilde tasarlandı.

Terminal binalarının 18 ay gibi sürelerde bitmesi, Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek süreler. Türk müteahhitler bu tür zor projelerin altından çıkabiliyor. İşletme olarak aynı başarıyı sağlayabilecek misiniz?
-Benim de en büyük endişem bu. Biz müteahhidiz. Hintli ortağımız GMR, Hindistan’da iki büyük havalimanı yaptı ve işletiyor. Malezyalı ortağımız 100’e yakın havalimanı işletiyor. Onların tecrübesine bizim Türk aklımızı ve diğer işletim tecrübelerimizi ekleyeceğiz. İnanıyorum ki inşaatta yaptığımızı işletmede de yapacağız.

Şu an Sabiha Gökçen’e birçok havayolu sefer yapıyor. Pazarlama faaliyetinizde havayollarına “Bize gelin, biz şundan dolayı farklıyız” dedirtebilecek bir terminale sahip olabilecek misiniz?
-Dünyadaki en önemli konu ekonomi. Maliyetleri düşürücü operasyon yapabilmek gerekiyor. Uçağın indikten sonra bir an önce işlemleri tamamlaması lazım. Ben bu meydanda bunların yapılacağına ve sağlanacağına inanıyorum. Bunu yaptığımızda zaten buraya havayolu şirketlerini davet etmeden Sabiha Gökçen aranılan bir havalimanı olacaktır.

2. PİST YAPILACAK

Sabiha Gökçen’e ikinci pist gündemde. Zamanlaması nedir?

-Başbakan, pist yapımı için bizzat talimat verdi. Müsteşarlık bütçesine 100 milyon dolarlık ek yapıldı. Kamulaştırma başladı. 2012 sonunda 3 bin 250 veya 3 bin 500 metre uzunluğunda, 60 metre eninde paralel ikinci pist hizmete girer. Zaten trafik artışı bu tarihlerde ikinci bir pisti mecbur kılıyor.

Otoparkı ileride büyütmeyi düşünüyor musunuz?
-Burada 5 bin araçlık otopark yapıldı ve hizmete girdi. Binanın silüetini bozmayacak şekilde yerin altına gömdük. Her zaman çok kolaylıkla büyütebiliriz.

İstanbul bir deprem kenti. Deprem için nasıl bir önlem aldınız?
-Zararların önlenmesi için sismik izolatörler kullandık. 268 adet kolona monte ettik. Bir gün 7.5-8 şiddetinde deprem olursa, bu bina ayakta kalacak. Kolonlar 45 santimetre sağa-sola salınım yapacak ama binaya bir şey olmayacak.

TERMİNALDEN NOTLAR

1. Çok yüksek kalitede imalat yapılmış. Betonlar, çelikler ve diğer malzemeler başarıyla uygulanmış.
2. Limak, bitişlerde uyguladığı özenle terminalin mimari hatalarını örtbas etmeye çalışmış.
3. Uçaklara uzanan çiftli köprüler, yürüyen merdivenler ve bantlar dünyada kendini kanıtlamış büyük firmalardan alınmış. Hepsinde yüksek kalite seçilmiş.
4. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın hazırlattığı mimari projeyi aynen uygulamak zorunda kalan Limak, dış konstrüksiyondaki gereksiz kahverengi metaller ve çatıdaki dalgayı lüzumsuz yere göze sokan turkuvaz renklerin uygulanmaması için yeterince direnmemiş.
5. Gidiş holünde gate’lere giden koridorlardaki tavan seviyesi düşüklüğü sıkıntı verici bir mekân yaratılmasına yol açmış. Aynı şekilde gelişte köprüden çıkıldıktan sonraki hollerde de düşük tavan insanın ruhunu sıkıyor.
6. Bagaj konveyörlerine geçişteki kod farkı gereksiz zorlanma, kayma alanı yaratmış. Burada oluşturulan havuz da Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nden çalma bir tasarım olmuş.
7. Gidiş katında pasaport bankolarının bulunduğu yerin mimarisi işin başında dar olarak planlandığı için duty free alanı ile iç içe geçmiş. Uzayan kuyruklarda da bu bölüm sorun yaratacak gibi görünüyor.
8. Bina içindeki taşların kalitesi çok yüksek. Ancak parlak malzeme kaygan görünüyor. Umarım kimse düşmez. Özellikle sıvı malzemeyle temizlikten sonra o bölgelerin tam kuruyuncaya kadar kapalı tutulması gerekir. Geniş hacimlerdeki süpürgeliklerin hastane tipi yerden duvara dönmemesi, hep arada kir kalmasına ve yerler temizlenmiyormuş hissi yaratmasına sebep olacak.

LOUNGE’LARIN YERİ MÜKEMMEL

9. Üst katlarda hazırlanan lounge’ların yerleri mükemmel. Apron manzaralı özel salonlar, sanırım çok tutulacak. İyi döşendiğinde büyük beğeni kazanacak.
10. Mimarın pasaport bölümü üzerine çatıdan doğal ışık taşıması iyi olmuş. Havalimanlarında en sıkıntılı yer olan pasaport bankolarının doğal ışıkla beslenmesi büyük rahatlık sağlıyor.
11. Gidiş katında Duty Free mağazalarının olduğu bölümdeki “S” çizen koridorlar dar mekânda iyi bir hareketlilik sağlamış.
12. Bagaj şutlarının olduğu bölüm gördüğüm en rahat ölçülere sahip. Ayrıştırıcı sistemlerde kullanılan malzemelerin yüksek kalitesine ve özellikle betonun düzgün imalatına hayran kaldım.
13. Terminal önündeki apronun genişliği sayesinde uçakların karşılıklı park etmelerine rağmen aradan zorlanmadan çıkabilmelerini sağlayan dual taksi oluşumu mükemmel bir rahatlık yaratmış. Apron beton kalitesi de çok yüksek.
14. Bina önündeki hem gidiş hem geliş katlarındaki yol düzenlemeleri oldukça rahat. Otoparklara geçiş, terminal içinden otele, transit yolcuların transferine kadar bağlantılar çok başarılı.
15. Otopark katlarının yer altında olması terminalin geri planda kalmasını önlemiş. Sabiha Gökçen’e girişle birlikte terminal hemen önünüze çıkıyor. Otoparkın üst açık katı özellikle tur otobüsleri için iyi bir park alanı yaratmış.
16. Mimari olarak heyecan vermeyen sıradan bir tasarım, imalatçının çabaları ile görkemli bir yapıya dönüşmüş. Gate’lerdeki gereksiz kırmızılar insanı yoruyor.
17. Havalimanı oteli iyi bir yapı. Ortasındaki bahçe hoş olmuş. Ama örnek odanın giydirmeleri, insanı bunalıma sokacak kadar kötü.
18. VIP binası iyi bir konumda yer almış. Basın toplantı odası yerleşim yeri yanlış. Hem güvenlik açısından hem de büyüklükte sorun var. Bunun dışında bütün ihtiyaçlara uzun yıllar cevap verecek bir düzenlemeye sahip.

320 BİN METREKARE

Terminal binası 320 bin metrekare
112 check-in, 24 self check-in kontuarı var.
8 geniş veya 16 orta gövdeli uçak için körük bulunuyor.
5 bin metrekarelik restoran-kafe bölümünde Gloria Jeans Coffees, Aspava Patisserie, Burger King, Sbarro, Popeyes, Marmaris Büfe, Simit Sarayı olacak.
Setur tarafından işletilecek 4 bin 500 metrekarelik duty free alanında Burberry, Lacoste, Tommy Hillfiger, Nike, Vakko, Mont Blanc, Pilgrim, Swarovski, Swatch, Atasay Kuyumculuk, Kipling, Havaianas, Zeades, Turkish Delight, Organic Food, Haremlique, Authentic Dress gibi markalar yer aldı.
31 Ekim’de yeni terminalin devreye girmesiyle Dış Hatlar yüzde 70, iç hatlar da yüzde 38 büyüyecek.
Dört katlı otoparkın kapasitesi 4 bin 718 araç ve 72 otobüs.
Kara ve hava tarafından ayrı girişli 128 odalı havalimanı oteli var.
Yeni terminal 2 bin 300 kişiye iş imkânı sağlayacak.

METRO DA GELECEK

Kırmızı ışıkta durmadan ulaşılabilen Sabiha Gökçen’e 2013’te Marmaray’la metro geliyor. TEM otoyolunun yanı sıra havalimanına HAVAŞ ve İETT otobüsleri 4. Levent, Kadıköy, Bostancı’dan sefer yapıyor. Ayrıca Bursa, Yalova ve İzmit’ten gelen deniz otobüslerine Kartal’dan bağlantı sunuluyor.

 

İlgili Makaleler

- Corendon -spot_img

Son Dakika