spot_img
spot_imgspot_img
13 C
İstanbul
Cuma, 19 Nisan 2024

Sabiha Gökçen'den 'Avrupa'ya geçmeden Avrupa'ya uçun'

Seçtiklerimiz

THY, 9 Kasım itibarıyla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Avrupa'da 7 noktaya direkt sefer başlatacağını bu slogan ile duyurmaya başladı.
THY nihayet Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan yurtdışı seferlere başlayacak. Ancak böyle bir sloganla yola çıkmak gerçekten çok kayda değer. Zira bana kalırsa, slogan aslında İstanbul hava sahasının birçok anlamda ikiye bölüneceğinin resmi ilk adımı.

Ayrıca, sonunda hitap ettikleri coğrafik bölgelere göre Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen arasında bu bölünmenin gerekliliğine dair mutabakata varıldığının da ispatı. Tüm İstanbul'a, Marmara bölgesine ve ülkemize hayırlı olsun. 

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, 2007 yılında yapılan ihale sonucu yap-işlet-devret modeli ile İSG konsorsiyumunun işletmesine devredildi ve 31 Ekim 2009'da yepyeni bir terminale sahip olacak. Tabii ki THY'nin konjonktür gereği iç hat uçuşlarının yanı sıra buradan dış hat seferlere başlaması çok mantıklı. Burada asıl önemli olan soru, THY'nin tanıtım, pazarlama ve konsantrasyon olarak Sabiha Gökçen'i yeni bir pazar olarak mı, yoksa sadece pazar payını korumak amacı ile Atatürk Havalimanı'nı tamamlayıcı bir unsur olarak mı gördüğüdür. Yanılmayı dilerim, fakat ben halen üst yönetimin, Sabiha Gökçen'in gerçek potansiyelini tam kavrayamadığını düşünüyorum. Uçuşa başlanacak noktaları incelediğimde, bildiğim kadarı ile Londra, Köln, Stuttgart, Berlin, Hannover, Moskova ve Amsterdam'ın zaten şu anda Sabiha Gökçen'den yabancı veya bizim diğer Türk bayraklı taşıyıcıların uçtuğu şehirler  olduğunu görüyorum. Hatta bazı noktalara birden fazla havayolu uçuyor. THY'nin de buralara uçması havalimanı için yolcu profilinin yukarıya çıkması anlamı taşıyor. Ancak İstanbul'un potansiyeli en yüksek havalimanı olan Sabiha Gökçen'e THY çok daha fazla önem vermeli kanımca.

İSG'YE AÇIK MEKTUP
Sabiha Gökçen Havalimanı için, yeni terminalin hizmete gireceği 31 Ekim itibariyle yepyeni bir sayfa açılıyor. Hem yeni terminalin yapımı hem de mevcut tesislerin işletme hakkını 20 yıl süreyle elinde bulunduran Limak-GMR-MAHB firmalarının oluşturduğu konsorsiyum gerçek sınavını bu tarihten sonra vermeye başlayacak. Şu ana kadar İSG yönetimi, eğrisi, doğrusu ve seçtikleri iş ortakları ile başarılı gözüküyor, fakat asıl zorluk 170 bin metrekarenin üzerindeki terminali işletmeye başladıktan sonra başlayacak. Şayet kısa vadeli hareket eder, oyuncak zaferlere aldanırlarsa çok zor günler geçirirler. Aksine insan kaynağına yatırım yapan, bilimsel yaklaşımlı ve orta-uzun vadeli hedeflere odaklı bir anlayış ve dirayet gösterirlerse başarılı olurlar. 

THY'nin konu ettiğimiz sloganı, İstanbul ve çevresindeki yolcu kitlesini ikiye bölüyor ve aslında Sabiha Gökçen Havalimanı'nı pazarlama deyimi ile konumlandırıyor. Diğer bir ifadeyle İstanbul'un Avrupa yakasında oturanlara Atatürk Havalimanı'ndan, Anadolu yakası ve İstanbul'un doğusundaki hinterland da yaşayanlara ise Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan uçmalarını tavsiye ediyor. Bu slogan zaman içinde Avrupa'ya geçmeden dünyaya uçun şeklinde de devam ettirilebilir.

Elbette iş sloganlarda bitmiyor, önemli olan THY'nin bu sloganları aksiyona dökebilmesi ve en kısa sürede sadece diğer havayollarının da uçtuğu noktalara değil, yeni noktalara, yeni pazarlara ulaşım sağlaması. THY'nin şu anda toplam trafikteki pazar payı, Sabiha Gökçen'de  yüzde 2-3 iken ana üssü olan Atatürk Havalimanı'nda ise yüzde 55-58 civarında görünüyor. Artan uçak sayısını Ankara, Antalya ve en son olarak Sabiha Gökçen'de değerlendirmeyi düşünür gibi gözüküyorlar. Oysa THY, önümüzdeki bir-iki yıl içinde Sabiha Gökçen toplam trafiğinin en az yüzde 15-20'sine sahip olmalı. Tıpkı British Airways'in, Londra'da hem Heathrow'da yüzde 40-45'lik, hem de Gatwick'te ise yüzde 20 civarında mevcut olan pazar payı örneğindeki gibi.

Bu durumdan Pegasus, Sunexpress ve diğerleri rahatsız olmamalı, zira İstanbul'un toplam pazarının büyümesi ancak böyle gerçekleşebilir.

İlgili Makaleler

- Corendon -spot_img

Son Dakika