spot_imgspot_img
9.1 C
İstanbul
Pazar, 22 Mart 2026

KTHY’nin batması hata değil, kasıttır

spot_imgspot_img

Seçtiklerimiz

HAVA-SEN BAŞKANI BURAN ATAKAN “MECLİSE GÜVENMİYORUM”

Erçin Şahmaran’ın hazırladığı ve sunduğu programda konuşan HAVA-SEN Başkanı Buran Atakan, Kıbrıs Türk Hava Yolları konusunun kapanmayacağını söyledi. “KTHY konusu birileri suçlu bulunup yargılanıncaya kadar kapanmayacak” ifadelerini kullanan Atakan şunları söyledi:

“Hayatını kaybeden bir arkadaşımız var. Öncelikle ona bir kez daha rahmet diliyorum. Yine şirketimizde çalışan bir başka arkadaşımız var ki bir hata yaptı. Ona da acil şifalar diliyorum. Kıbrıs Türk Havayolları konusu kapanmayacak. 1974 yılından 2010 yılına kadar faaliyet gösteren ve hiçbir kazası olmayan bir kurumdan bahsediyoruz. Bu bizim için önemli bir başarıdır. Her türlü engeli aştık. Kırk sekiz ayrı noktaya uçtuk. Elimizde bir tek Meclis araştırma komitesi belgesi vardır. Bugün yeniden bir çalışma söz konusu. Ben bu çalışmada her kesimden insanın katkısının alınmasını beklerdim. Ben Meclis’ten çıkacak bir rapora maalesef güvenmiyorum. KTHY konusu birileri suçlu bulunup, yargılanıncaya kadar kapanmayacak.”

“SEBEP OLANLARA GEREKLİ DERSİ VERDİK”

“Her kurumumuz önemlidir. Ama KTHY bu ülkenin dünyaya açılan tek penceresiydi. Bu yüzden hepsinden farklıdır. 2008 yılında Avrupa da en güvenli havayolu seçilen bu şirketi biz kaybetmemeliydik. Ama üzülerek söylüyorum ki, geçmiş İrsen Küçük hükümetinin seyirci kalmasıyla bu şirketimizi kaybettik. Ama biz buna sebep olanlara gerekli dersi verdik. Dönemin Başbakanını evine gönderdik. Yeni sürecin de takipçisi olacağız.”

“KİLO BAŞINA PARA ALIYORLAR”

“KTHY’yi tüm toplum arıyor. Bu boşluk dolmaz. Şimdi de insanların kilolarına göre uygulama yapmaya başlamışlar. Belli bir kilonun üzerindeyseniz, kilo başına 2 EURO para ödeyeceksiniz. Daha önce biz İngiltere’ye, 600 TL gidiş, dönüş bilet veriyorduk. Şimdi bu miktara İstanbul’a gidebiliyoruz. Yani bedel ödeyen sadece biz olmadık. Toplum da çok ağır bir bedel ödüyor ve ödemeye devam edecek.”

“KOMİTE RAPORU ON BİR AY SONRA MECLİSE GELDİ”

“Elimde Sayın Ali Çetin Amcaoğlu’nun Başkanı olduğu bir komitenin hazırladığı rapor var. Dönemin Meclis Başkanı Sayın Hasan Bozer’e yazılmış. Rapor 9 Haziran 2010 tarihli. Uçuşlarımızın durdurulmasından 12 gün önce. Uçuşlarımız 21 Haziran 2010 da durdurulmuştu. Ve raporda üyelerin oybirliği vardı. Rapor şunu söylüyor; “Komite ilgili taraflarla görüşmüş olup. KTHY’nin yaşatılması için bir eylem planını hazırlamıştır. Uçuşların devamının sağlanması, turizm sektörünün olumsuz etkilenmemesi, KTHY’nin içinde bulunduğu durumun rahatlatılmasına olanak sağlamak için eylem planını bilginize sunar, bu planın, hükümet, basın ve diğer ilgililerle paylaşılmasının, faydalı olacağını bildirir saygılar sunarım.” Bu rapor uçuşların durdurulmasından on iki gün önce veriliyor ve ivedi deniyor. Rapor Meclis’e 9 Mayıs 2011 de geliyor. Tam on bir ay sonra dağıtıldı. Böyle bir şey olamaz.”

“BU HATA DEĞİL, KASITTIR”

“Türkiye Sivil Havacılık bize mart ayında “Mali durumuz iyi değildir. Bunu düzeltecek bir plan yapın ve bize sunun” dedi. Bizden para da istemediler. Bizi her konuda denetlediler. Bir tek mali konuda bir sıkıntı gördüler. Bu rapor Türkiye Sivil Havacılık dairesine gitseydi bu uçuşlar bugün durmuş olmayacaktı. Ve kurum bugün hayatta olacaktı. Sordum ne yaptınız? Bu yazıyı gönderdiniz mi? Aldığım cevap “Biz gönderdik, hallettik”. Daha sonra öğrendim ki gönderdikleri yazının içeriği sadece “çalışmalarımız devam ediyor”. Bu kasıttır. Her türlü hata olabilir. Hepsini bir nebze kabul edebilirim. Ama bu hata değil. Altını çiziyorum. Bu kasıtlı yapılmış bir olaydır.”

ESKİ ETİ ÇALIŞANI VE HAVA-SEN ÜYESİ MUSTAFA YÜCELEN “TEHDİT EDİLDİK”

Eski ETİ çalışanı ve Hava-Sen üyesi Mustafa Yücelen de programda yaptığı konuşmada, ilginç açıklamalarda bulundu. İstihdam sürecinde tehditler aldıklarını belirten Yücelen, şöyle dedi:

“Hep şu söyleniyor “kitlerde çalışan insanlar çok yüksek maaşlar alıyorlar ve kurumlar bu yüzden battı. Algı bu. Ama öyle bir şey yok. Çalışanların her türlü fedakârlığı oldu. Bunu belgelerle ispatlayabiliriz. Sonuçta yük çalışanın üstüne kaldı. ETİ’de son olarak kalan 62 kişi, 20 kişi emekli oldu, 48 kişi devlete özelleştirme yasası kapsamında devlete istihdam edildi. 1970’li yıllarda kuruldu şirket. Bizi LTD şirket sayanda var, KİT kuruluşu sayan da var. İstihdam sürecinde tehditler aldık. Susun, işe alınmazsınız diye baskılar. Sanki kurumu biz batırdık.

“BU ŞİRKETİ ÇALIŞANLAR MI BATIRDI?”

“Son kalemiz ERCAN’daki Dutty-Free idi. Onu vermeyin dedik, bir yer bize verin diye ısrar ettik. Olmadı. Ve o olay şirketin sonu oldu. Zaman içinde değişiklikler oldu. Kapanan bölümlerimiz oldu. Gıda vardı, araba yedek parça, EFES bizdeydi. İnşaat malzemeleri, beş yüze yaklaşan çalışan sayısı, İngiltere ve İstanbul’da şubeleri böyle bir şirketten söz ediyoruz. Böyle bir şirketi çalışanlar mı batırdı? Eskiden hak hukuk vardı. Daha önce devlete aktarılan arkadaşlarımız oldu. Her türlü haklarıyla beraber, 2003 yılıydı. Bize söylenen de bölümler kapandıkça devlete aktarılacaksınız ve haklarınızı kaybetmeyeceksiniz.”

“ERCAN DEVREDİLİNCE HER ŞEY BİTTİ”

“Bugünlere geldik. ERCAN devredilince bize “özelleştirme yasası kapsamında devlete istihdam edileceksiniz” dendi. Bu yasayla bütün haklarımızı gasp ettiler. Yirmi yıllık, yirmi beş yıllık çalışma süreleri çöpe gitti. Bize göç yasasını uyguladınız dedik. Kimseden tek cevap alamdık. Sayın Sunat Atun Bakandı ulaşmaya çalıştık, çok zor da olsa ulaştık. Bize “benim de iki çocuğum var. Bende geceleyin rahat uyku uyumak istiyorum. Bu işi ilk Bakanlar Kurulunda halledeceğiz” dedi. Hala bekliyoruz. O ilk Bakanlar Kurulu henüz gelmedi.”

“SADAKA İSTEMİYORUZ”

“İşimize son verildiği yazısını aldık. Şirket hala daha tasfiye edilmedi. Mahkemeye başvuru yapıldı. Ama yönetim kurulu üyeleri istifa ettiği için o iş de olmadı. Bunu bile beceremediler. 62 kişilik şirketi bile özelleştiremediler, tasfiye edemediler. Her şey atıl durumda, araçlar, arsalar, bekliyoruz. Böyle bir durumdayız. Bizim istediğimiz, maaş ve intibaklarımızın eşitlik ilkesi gereğince düzenlenmesi. Ve yaşadığımız mağduriyetin hiç olmazsa bir nebze düzeltilmesi. Bu Anayasal bir ilkedir. Herkes yasalar önünde eşittir. Yıllarımızı, hayatımızı, şirketimizi, çöpe attılar. Kimseden sadaka istemiyoruz. Sadece manevi olan kaybımızın, maddi olarak karşılanmasını bekliyoruz.” 

İlgili Makaleler

- AJet -spot_imgspot_img

Son Dakika