spot_img
spot_imgspot_img
17.2 C
İstanbul
Pazar, 21 Nisan 2024

Daha iyi bir geleceğin inşası için uzay faaliyetlerinin sürdürülebilirliği önemli

Seçtiklerimiz

İnsanoğlunun ilk uyduyu onlarca yıl önce yörüngeye göndermesinin ardından daha iyi bir geleceğin inşası için uzay faaliyetlerinin sürdürülebilirliği önem kazandı.
Uzay Çağı, Sovyetler Birliği’nin (SSCB) ilk uyduyu, 4 Ekim 1957’de “Sputnik 1″i uzaya göndermesiyle başladı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 1999’da aldığı kararla 4-10 Ekim, uzay bilimi ve teknolojisinin, insan koşullarının iyileştirilmesine katkılarını kutlamak amacıyla her yıl “Dünya Uzay Haftası” ilan edildi.

BM’nin, “Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil, Uzayın Keşif ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Antlaşması” 27 Ocak 1967’de imzaya açıldı.

Uluslararası uzay hukukunun temelini oluşturan bu antlaşma, “Sputnik 1” uydusunun uzaya fırlatılmasından 10 yıl sonra, 10 Ekim 1967’de yürürlüğe girdi. Antlaşma, “Dış Uzay Antlaşması” veya “Uzayın Magna Cartası” olarak da adlandırılıyor.

Diğer yandan BM, “Dünya Uzay Haftası”nın bu yılki temasını, “uzay ve sürdürülebilirlik” olarak belirledi. Söz konusu bu temayla “uzayda sürdürülebilirlik ve uzaydan sürdürülebilirliği başarmaya” odaklanıldı.

Temada, uzay faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütüldüğünden emin olunurken daha iyi bir geleceğe erişmek için uzayın değeri vurgulandı.

BM Uzay İşleri Ofisinin açıklamasında, uzay bilimi ile uygulamalarının, insanların evren bilgisini geliştireceği, günlük yaşamı daha iyi bir hale getireceği belirtildi.

Açıklamada, uzay bilimi ile uygulamalarının çevresel izlem, doğal kaynakların yönetimi, meteorolojik hava tahminleri, iklim modellendirme, uydu seyir sistemi, iletişim, muhtemel afetlerin azaltılmasına destek olacak erken uyarı sistemleri gibi alanları da geliştireceği ifade edildi.

Uluslararası toplumun, mevcut uzay uygulamalarının faydalarına erişimi artırmak, yeni teknolojiler geliştirmek isteme ihtimaline değinilen açıklamada, gelecek nesillerin kullanımı için dış uzay ortamının korunması gerekeceği kaydedildi.

Açıklamada, uzay faaliyetlerinin uzun dönemde sürdürülebilir olması gerektiği belirtildi.

Küresel uzay ekonomisi 2040’ta 1,1 trilyon dolara ulaşabilir
Uzay teknolojilerine ilişkin çalışmalar yapan şirketler, günbegün kendilerini ilerletip gelişmeler kaydetti.

1980’li yıllara kadar daha çok ulusal uzay ajanslarının hakimiyetinde olan uzay araştırmaları, 2000’li yıllardan itibaren özel şirketlerin de çalışmalara katılmasıyla küresel uzay yarışına yeni bir sayfa açtı.

Mayıs 2021’de yayımlanan “Uzay Teknolojisi Endüstrisi 2021” raporuna göre, özel uzay şirketlerinin yüzde 52’si ABD’de bulunuyor. Alanda lider konumundaki ABD’yi Japonya ve Çin izlerken 65 yıl önce ilk uyduyu uzaya gönderen Rusya, kendisine 4. sırada yer buldu.

Raporda, küresel uzay endüstrisinde 10 bin özel şirketin ve 500’den fazla yatırımcının olduğu belirtildi.

Küresel uzay ekonomisinin, 2019’da 423,8 milyar dolar civarında olduğu kaydedilen rapora göre, 2020’de dünya çapında uzay girişimleri için özel şirketlere yapılan yatırım anlaşmalarının değeri 7,6 milyar dolara ulaştı.

Yatırım bankası Morgan Stanley’e göre, küresel uzay ekonomisinin 2040’ta 1,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

Diğer yandan “başlıca uzay güçleri” olarak anılan özel uzay şirketlerinin en bilinenleri SpaceX, Blue Origin ve Virgin Galactic. Bu şirketlerin aynı sektörde faaliyet göstermelerinin yanı sıra diğer ortak özellikleri de ABD’de kurulmuş olmaları. Bu şirketler, birçok başarıya imza atarak şirket değerlemesini de artırdı.

İlgili Makaleler

- Corendon -spot_img

Son Dakika