spot_imgspot_img
10.1 C
İstanbul
Salı, 27 Ocak 2026

AHL’nin kapasitesi arttırılacak

spot_imgspot_img

Seçtiklerimiz

TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, Atatürk Havalimanı’ndaki 06/24 pistinin tamiri için bu sene ihaleye çıkılacağını, pistin tamir edilmesiyle birlikte hem yolcu hem de trafik kapasitesinin ciddi oranda artacağını söyledi. Atatürk Havalimanı’nın kapasitesinin park yerlerinin de düzenlenmesiyle yılda 50 milyon yolcu ağırlayabileceğini belirten Şener, bu kapasiteye ulaşılmasından sonra üçüncü havalimanının gündeme gelebileceğini söyledi.


Habertürk’ün havacılık ve turizm programı Airport’a konuk olan Sani Şener, program koordinatörü Güntay Şimşek’e önemli açıklamalar yaptı.
Türkiye’nin coğrafi konumunu çok iyi şekilde değerlendirerek TAV gibi küresel bir marka yarattıklarını ifade eden Sani Şener, yıllardır AB ülkesi şirketlerin iş yaptığı bölge ülkelerine açılarak önemli bir iş başardıklarını anlattı. Atatürk Havalimanı’nın girişine yeni bir kavşak yapılacağını, alana girişte büyük bir rahatlama olacağını kaydeden Sani Şener, sahil yolu, TEM ve E-5’ten sonra dördüncü bir arterin yapılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti.
İstanbul Atatürk, İzmir Adnan Menderes ve Ankara Esenboğa Havalimanları’nın işletmeciliğini yaptıklarını hatırlatan Sani Şener, yurt içinde son olarak Gazipaşa Havaalanı ihalesini kazandıklarını, yapılacak bazı düzenlemelerle havaalanını A319 ve Boeing 737 tipi uçakların rahatlıkla inebileceği, yıllık 500 bin yolcu kapasiteli bir meydan haline getireceklerini anlattı. Sani Şener’in açıklamalarının yer aldığı Airport programı, bugün saat 12.10’da Habertürk’te ekrana gelecek. İşte Sani Şener ile yapılan röportajdan kısa bir bölüm.

Türkiye ilk defa coğrafi konumuna atıf yaparak uluslararası marka yaratıyor. Bu markalardan birisi Türk Hava Yolları birisi de TAV. TAV olarak nasıl bir marka ortaya çıkardığınızı düşünüyorsunuz?

TAV’ın küresel bir marka olduğuna inanıyorum çünkü uluslararası bilinir bir marka olmakla küresel bir marka olmak arasında fark var. TAV olarak küresel bir marka olduğumuza inanıyoruz çünkü yurtdışında çok ciddi yatırımlar yapıyoruz, yurtdışında havalimanları işletiyoruz. Havalimanları ülkelerin giriş kapısıdır, ülkeleri temsil eder. Havalimanlarının bu özelliğinden dolayı ülkelerde böyle bir altyapı yatırımı yapıp, işletiyor olmak bize küresel bir firma olmak için avantaj veriyor. Bu coğrafyanın avantajını iyi kullanan firmalardan biri olduğumuza inanıyorum.
İstanbul bin yıllardır dünyanın merkezi olmuş. TAV da böyle bir şehrin havalimanını işletiyor. Bu havalimanında ülkenin bayrak taşıyıcı havayolu var. THY yönetiminin de bu avantajı çok iyi kullandığını görüyorum. THY ile birlikte çok ciddi bir sinerji yarattığımıza inanıyorum. Atatürk Havalimanı’nı nasıl geliştiririz diye THY ile birlikte çalışıyoruz. THY, Turkish Ground Services’i kurdu, bizde Havaş olarak yüzde 50’sine ortak olduk. Bayrak taşıyıcı havayoluyla merkez havalimanı işletmecisinin iç içe çalışmasının ciddi faydaları olduğuna inanıyorum.


Biz ilk stratejimizi yaparken, hedeflerimizi ortaya koyarken her türlü özelliğimizle küresel bir firma olalım ama işlettiğimiz yerler, hedefimiz bölgemiz olsun dedik.  Onun için TAV’ın yapısı küreseldir halka arzdan sonra bunu daha da arttırdık. Ancak bölgemizde iş yapıyoruz. Bu coğrafi konumumuzun avantajını çok iyi kullandığımızın göstergesi. İş yaptığımız yerlerle coğrafi yakınlığımız, idari yakınlığımız var, geleneklerimiz benzer, birbirimizi çok iyi tanıyoruz, yüzyıllardır birlikte çalışmışız. Ama bütün bu ülkelerde hep AB’ye üye ülkelerin firmaları iş almış. Havalimanlarını, yollarını onlar yapmış, biz çok geride kalmışız. Biz bu ülkelere açıldık. TAV olarak en büyük başarımız budur. Arayı kapatmaya başladık ama daha çok eksiğimiz var çünkü bizle birlikte çok daha fazla Türk firmasının oralara gitmesi gerekiyor. Bunun içinde elimizden geleni yapıyoruz. Ben işçi götürmektense firma götürme taraftarıyım. Türk işçisinin ürettiği malı oraya götürelim istiyorum. TAV İnşaat olarak, TAV Havalimanları olarak gittiğimiz yerlere Türkiye’den firmalar götürdük. TAV İnşaat olarak yurtdışında 6 milyar dolarlık iş yapıyoruz. Yurtdışında bunun çok önemli bir kısmını hep Türk firmalarına verdik. Ben yurtdışında iş yapamam diyen firmaları eğittik, taşeronlarımızı da eğittik, onların teminat mektuplarına yardımcı olduk. Uluslararası standartlardaki yazışmalarına yardımcı olduk.


“Havalimanı Otoritesi” olsun diye sık sık gündeme getiriyoruz. Atatürk Havalimanı’nın karayolu bağlantısında ciddi sorunlar var. Terminali, pistleri, havalimanını büyütseniz bile bunun bir halkasını ihmal ettiğinizde o büyüme gerçek anlamda hayata geçemiyor.

Bu değerler zincirinde bir halka zayıf oldu mu sıkıntılar olabiliyor. Havalimanındaki mülki amirlik olsun, DHMİ Baş Müdürü olsun, THY müdürleri ve TAV yetkilileri çok iyi anlaşıyorlar. Ancak Havalimanı Otoritesi olursa hepsinin bir şemsiye altında toplanmasının sinerjiyi daha da arttıracağına inanıyorum. Zannederim mecliste havalimanları mülki amirinin kararname ile atanması konusundaki taslak görüşülüyor. Karayolları ile ilgili olarak da belediye ihalesini yaptı, DHMİ parasını yatırdı ve havalimanının girişindeki kargaşaya son vermek amacıyla bir kavşağın yapımına başlandı. Çok kısa sürede biteceğini düşünüyorum böylece Atatürk Havalimanı girişinde bir rahatlama olacak. Ancak TEM otoyolundaki trafik sıkışıklığı bizi aşıyor. İstanbul’a mutlaka (Sahilyolu, E-5, TEM’den sonra) dördüncü arterin yapılması gerekiyor.

TAV olarak sadece terminal işletmecisi değilsiniz, terminal inşası da yapıyorsunuz. Yurtdışında ise Türk firmaları daha çok inşaatçı firma olarak biliniyor. Yurtdışına açıldığınızda inşaatçı firma olarak mı iş almanız daha kolay, işletmeci olmayı talep ettiğinizde karşınıza zorluk çıkıyor mu?

İnşaatçı olarak iş almak kesinlikle daha kolay çünkü işletme ihalesine hazırlanmak 1-2 yıl sürüyor. İnşaat ihalesine hazırlanmak da kapasitesine göre 6 ay sürüyor, parametreleri belli. Sonuca çok hızlı şekilde ulaşıyorsunuz. Ama işletme işinde dizaynın önemli bir kısmını işletmeci geliştiriyor. O ülkenin ihtiyacına göre konsept geliştiriyorsunuz. İkinci olarak işleteceğiniz yere kredi buluyorsunuz yani başka bir ülkeye finansman buluyorsunuz. O finansmanın karşılığında verilmesi gereken garantiler var onu o ülkeden sağlamaya çalışıyorsunuz. Ondan sonra o ülkede inşaatı yapıyor ve işletiyorsunuz. İşletmek demek ciddi bir insan kaynağı demek, ticaret yapmak demek. Oradaki vergi sisteminde olmanız gerekiyor. Yani o ülkenin bir firması oluyorsunuz. Mesela TAV Gürcistan, bir Gürcistan firmasıdır. TAV Tunus, bir Tunus firmasıdır ama ortakları bir Türk firması olan yüzde yüz TAV Havalimanları Holding’dir. Bu çok önemli bir hadise, küreselleşme budur. Türk firmalarının Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da çok etkin olabileceğine, çok ciddi ihaleler alabileceklerine inanıyorum. Her firmanın bir görevi var, biz işletmeci olarak bunu bir adım öteye taşıdık.
Biz bir konuda uzmanlaştık. Biz havalimancıyız dedik. İnşaat yapacaksak havalimanı inşaatı yaparız, işletme yapacaksak havalimanı işletiriz dedik başka bir sektöre girmemeye özen gösterdik. Bir çeşitlilik var ama bütün işlerin soyadı havalimanı. Kek, pasta yapıyoruz, alışveriş merkezi işletiyoruz ama hep havalimanında.
Yurtiçine yönelik çalışmalarınız nelerdir. 2009’da Türkiye’nin turizmde daha ileriye gidebilmesi için kriz bir fırsat olabilir. Turizm sektöründe yer alan acenteler, havayolları, oteller gibi kuruluşlarla işbirliği yapıyor musunuz?

Kriz dönemlerini aşabilmenin birinci yolu ciddi işbirliklerinden geçiyor. Mesela hükümetle finans sektörünün, hükümetle reel sektörün, reel sektörle bankaların işbirliği yapması şart. Yani bu işbirliğiyle birlikte krizin omuz omuza aşılabileceğine inanlardan biriyim. Sektöre gelince turizm sektörü bir hizmet sektörüdür. Turizm sektöründe otelciler, tur operatörleri, seyahat acenteleri ve uçak şirketleri ve havalimanlarının, birbirlerinin dengelerini bozmadan çok ciddi bir işbirliği yapması gerekiyor. Çünkü birinin geliri öbürünün gideri. O gelir gider dengesini bozmadan yapıcı görüşmelerle ve bu işbirliğiyle birlikte Türkiye’nin turizmcilerinin bu krizi fırsata çevireceğine inanıyorum. Türkiye diğer ülkelere göre ucuz ve coğrafi açıdan daha yakın. Dünyadaki krizden Türk turizminin maliyetleri daha ucuz olduğu için daha fazla faydalanacağına inanıyorum.

Atatürk Havalimanı, Adnan Menderes, Esenboğa, sizin işlettiğiniz meydanlar buna son olarak Gazipaşa eklenecek ama Gazipaşa’nın konsepti daha farklı, turistik bir bölgede. Bu havalimanlarına daha çok uçağın inmesini nasıl sağlayacaksınız? Gazipaşa’da uygulayacağınız strateji nedir?

Gazipaşa yıllar önce yapımına başlanmış ama yarım bırakılmış bir havaalanı, pistin karşısında bir dağ var. İnişte eğer uçak bir limitin altında pas geçmeye kalkarsa bu dağ yüzünden çok ciddi bir sıkıntı olur. Şimdi biz pisti uzatıyoruz ama ondan da önemlisi zaten belirli bir seviyenin altına indi mi uçak pas geçmeyecek, mutlaka inecek. O da havanın açık olmasına bağlı. Hava açık olmadı mı belli bir seviyenin altında uçak inmeyecek. Yani limitleri var. Dünyada havacılık çok gelişti. Gazipaşa ihaleye çıktı biz öyle girip aldık ama şöyle bir tesadüf oldu. Biz Gazipaşa ihaleye çıkmadan önce Batum Havalimanı’nı aldık. Batum Havalimanı’nın karşısında da dağ vardı. Onun için Gazipaşa ihalesine girmeden önce yabancı uzmanları getirdik, bizimle çalışan Türk uzmanları götürdük ve inceledik aynı şartlara sahip dünyada pek çok havalimanı olduğunu gördük. Tabi ki büyük uçaklar inemeyecek ama A319’un rahatlıkla inebileceği ilerde pisti biraz daha uzatmamız mümkün olursa Boeing 737’nin de inebileceği bir meydan olacak. Gazipaşa’yı yılda 500 bin yolcu kapasiteli havalimanı yapmak mümkün. Yılda 2-3 milyon yolcu gelemez. Bu sezona yetiştiriyoruz. Bu sezona yetiştikten sonra ben Gazipaşa’nın ve Alanya’nın sorunlarının çözüleceğine inanıyorum. Çünkü 1 milyon kişi Alanya’ya, o bölgeye otobüsle gidiyordu.

İstanbul Atatürk Havalimanı’na daha çok uçak inebilmesi, kapasitesinin arttırılması için ne tür çalışmalarınız var?

Atatürk Havalimanı’nda 06/24 pistinin tamiri gerekiyor. Bu sene ihalesinin yapılacağını düşünüyorum. 06/24 pisti tamir edilecek ve uzatılacak bundan sonra Atatürk Havalimanı’nın hava trafik kapasitesi ciddi oranda artacak. Atatürk Havalimanı’nda havayolları artık büyük gövdeli uçaklar getirmeye başladı. Böylece bir slotta 100 kişi yerine 300 kişi geliyor. Atatürk Havalimanı’nın kapasitesinin park yerlerinin de düzenlenmesiyle 50 milyon kapasiteye çıkacağına inanıyorum. İstanbul için bugünlerde üçüncü havalimanı da konuşuluyor zaten. 50-60 milyon yolcudan sonra havalimanlarında sıkıntı başlar. Çok uzun yürümek gerekiyor, bagajların gelişi gecikiyor. Onun için optimumu 50 milyon yolcu kapasiteli olmasıdır. Atatürk Havalimanı 50 milyon kapasitesine çok basit bir iki uygulamayla ulaşır ondan sonra o kapasitenin devamlı olacağını anladığımız noktada üçüncü havalimanının yapımına başlamak gerekir diye düşünüyorum.

Haberturk

İlgili Makaleler

- PGS -spot_imgspot_img

Son Dakika