ABD–Venezuela Geriliminin Havacılık Endüstrisine Yansımaları
1970’li yıllarda havacılıkta serbestleşme hareketlerinin öncüsü olan Amerika Birleşik Devletleri’nin, günümüzde küresel havacılığın şekillenmesindeki rolünü değerlendirmek ayrı bir önem taşımaktadır. Piyasa temelli rekabet, erişilebilirlik ve uluslararası entegrasyon hedefleriyle başlatılan bu serbestleşme süreci, 11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleşen terör saldırılarıyla, küresel havacılık için belirsizliklerle ve zorluklarla ciddi kısıtlamalara sebep olmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri, sivil havacılığın ekonomik ve teknik bir faaliyet olmanın ötesinde, uluslararası güvenlik ve jeopolitik kararların doğrudan yansıdığı stratejik bir alan hâline geldiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. 2001 yılından itibaren ABD’nin Afganistan Savaşı, Irak Savaşı, İran yaptırımlarının artırılması, Libya’ya askeri operasyonlar, Rusya’ya ağır yaptırımlar konusunda ülkelere baskılar, Venezuela’ya yaptırımlar, İsrail Gazze Savaşı’na tam destek ve 2026 yılının ilk günlerinde Venezuela’ya askeri operasyonlar, bu durumu doğrulamaktadır. Ancak şunu söylemek mümkündür ki; 9/11 saldırılarının bedelini tüm dünya ödemektedir.
Uluslararası ilişkilerde yaşanan krizlerin, havacılık endüstrisini doğrudan etkilediği bilinen bir gerçektir. Ancak bu gerçeklikte ABD’nin tek başına rol aldığını görmek, havacılığın gelişimi açısından bir ülkenin nasıl bir tehdit olduğunu göstermektedir. Üstelik küresel uçak pazarında belirleyici ve baskın bir ülke olma politikalarını, havacılık endüstrisinin gelişimine katkı olarak ifade etmesi, ayrıca düşündürücüdür.
Hiçbir şeyi bir yana koymayalım! 2026 yılında umutlarla dolu temiz bir sayfa açmak isterken ABD’nin Venezuela’ya askeri operasyon yapması, hükümet değişikliği konusunda ısrarları, bölgede hava sahasını kullanan havayolu şirketlerini olumsuz etkilemektedir. Çok değil yaklaşık bir ay önce bu askeri sorunlardan payını Türk Hava Yolları, Karakas seferlerini iptal etmiştir. Karakas seferlerinin iptali, havayolu şirketleri açısından yalnızca geçici bir operasyonel karar değil; gelir kaybı, ağ bütünlüğünün zedelenmesi, artan risk maliyetleri ve marka algısında aşınma gibi çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır.
Buna ilaveten Venezuela hükümeti, sefer iptal eden havayolu şirketlerinin uçuş izinlerini iptal etmiştir. Bölgeye yönelik siyasi ve güvenlik temelli gerilimler; hava sahası güvenliği, enerji fiyatları, sigorta maliyetleri ve uluslararası uçuş ağları belirsizliği artırırken, yüksek sabit maliyetler ve uzun vadeli planlama zorunluluğu nedeniyle, belirsizliğe yapısal olarak hassas olan havacılık endüstrisinde şirketlerin stratejik karar alma süreçlerini ciddi biçimde zorlaştırmaktadır.
Politik gelişmelerin şirket stratejilerine yön verdiği bu ortamda, izlenecek stratejinin kendisi dahi netleşmemiş olup, belirsizlik sektörel sürdürülebilirliği tehdit eden temel unsurlardan biri hâline gelmektedir.
Dr. Öğr. Üyesi Gülaçtı ŞEN
Bölüm Başkanı
Balıkesir Üniversitesi
ESHYO Havacılık Yönetimi




