Suriye’den açılan ateşle düştüğü belirtilen savaş uçağının pilotlarından yüzbaşı Gökhan Ertan’ın babası Ali Ertan, Malatya Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nce sürdürülen soruşturmaya müdahil oldu. 22 Haziran 2012’de meydana gelen olayda hayatını kaybeden diğer pilot teğmen Hasan Hüseyin Aksoy’un ailesi tarafından 21 Aralık’ta "ihmal ve kasıt" iddiasıyla suç duyurusunda bulunulması üzerine Malatya Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nce soruşturma başlatılmıştı.
RF-4E model keşif uçağının düşmesinin üzerinden yedi ay geçmesine rağmen kendilerine net bir bilgi verilmediğini belirten Ali Ertan, çocuklarının naaşının kendilerine gösterilmediğini, denizden çıkarma çalışmaları sırasında çekilen fotoğrafların gönderilmediğini, otopsi raporunun verilmediğini, askeri savcılığa yazdığı mektubun yanıtsız bırakıldığını söyledi.
"Otopsi raporunu da vermediler"
Ali Ertan, kazayla ilgili birçok şüphe olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
"Uçak niye tek başına savaş halindeki ülke sınırlarına gitti? Düşen bir uçakta bir insanın, pilotun vücudunu sağlam bulmak mümkün değildir. Bizimkilerin vücutları sağlammış diyorlar. Botları ve kaskları bulundu. Bunların uçaktan çıkması imkansız deniyor. Bize naaşları da göstermediler. Ben ve eşim görmedik. Görmek istedik, göstermediler. İnsan ne olursa olsun, evladını, görmek istiyor. Türk Hava Kuvvetleri’nden, denizden Nautilius ile çıkarılırken çekilen fotoğrafları istedim. Onlar da gelmedi. Otopsi raporunu da vermediler, fotoğrafları da. Askeri savcılığa iadeli taahhütlü yazdım. 10-15 gün oldu yine cevap gelmedi."
"Türk toplumunun bunun takipçisi olması gerek"
Kazayla ilgili raporda "füze uçağa isabet etmedi, uçağın sol arkasında havada infilak etti, basınçla birlikte pilotlar sert manevra halindeki uçağın kontrolünü kaybetti" ifadelerini anımsatan Ertan, uçaklarda bulunan donanımların bu raporu desteklemediğini ifade etti. Ertan, "Uçağın arkasındaki patlamayla pilotların şoka girdiği iddiasını inandırıcı bulmuyorum. Çünkü onlar seçilerek o göreve getiriliyorlar. Her türlü sağlık kontrolü yapılıyor" dedi.
Soruşturmayı takip etmek için avukat tutmadığını belirten Ertan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu olay sadece beni ilgilendirmiyor. Türk toplumunun bunun takipçisi olması gerekiyor. Eğer olayda ihmali olan varsa, usulsüzlük varsa, devletin bunu açığa çıkarması gerekiyor. Barolar bunu takip etmeli. Önce Allah’a, adalete, 74 milyonluk Türkiye insanına, Cumhurbaşkanına, Genelkurmay Başkanı’na, barolara güveniyorum. Eğer oğlumun vefatında bir kusur varsa, açığa çıkmıyorsa, öbür tarafta hakkımı alırım. Hakkımı helal etmiyorum. Mahşerde hakkımı alırım. Üstünü kapatan da orada cezasını alır."
"Otopsi yapan savcılar gitti; üsteki görevliler başka yerlere tayin edildi"
Olay sonrasında oğlunun görev yaptığı üsteki görevlilerin başka yerlere atandığını söyleyen Ertan, "Otopsi yapan savcılar gitti. Olaydan sonra oğlumun görev yaptığı üsteki görevliler başka yerlere tayin edildi. Filo komutanı hemen gitti… Aklıma şu geliyor; acaba bunlar bir hata mı yaptı da hemen birdenbire filo tamamen değişti. Hiçbir olay olmamış gibi sistem devam ediyor. Bir de, olaydan bir gün önce aynı noktaya hem keşif uçağı gidiyor hem de savaş uçağı. Ancak uçağın düşürüldüğü gün sadece tek başına keşif uçağı gönderiliyor. Neden böyle yapıldı? Bu olayla ilgili kafalarda soru işaretlerini de devletin kamuoyuna açıklaması gerekiyor" dedi.




