ABD’nin Doğu Akdeniz’deki uçak gemisi U.S.S. Dwight Eisenhower Suriye açıklarında demirledi. 8 bin personel ve 70 savaş uçağı taşıyabilen uçak gemisinin gidişiyle birlikte Suriye açıklarında ABD’ye ait 17 savaş gemisi oldu.
ABD’nin nükleer tahrikli uçak gemisi U.S.S. Dwight Eisenhower, Doğu Akdeniz’de demirledi. 8 bin personel ve 70 savaş uçağı taşıma kapasitesine sahip uçak gemisinin de gelmesiyle, ABD’nin Suriye açıklarında 17 savaş gemisi oldu.
İsrail istihbarat kaynaklarına yakınlığıyla bilinen DEBKAfile internet sitesinde, ABD’nin Suriye yakınlarına 10 bin asker, 17 savaş gemisi, 70 savaş uçağı, 10 destroyer ve fırkateyn konuşlandırdığı ileri sürüldü.
U.S.S. Dwight Eisenhower’ın Suriye açıklarına gitmesi üzerine London Times gazetesine demeç veren üst düzey bir ABD’li askeri yetkili, “Halihazırda pazılar şişirilmiş durumda. Müdahale kararı alınırsa ne olacağını söylemek için henüz erken. Böyle bir şey henüz şekillenmiş değil ve biz de henüz bu tür bir karar almadık. Pek çok seçenek var, ama birkaç gün içinde [askeri eyleme] girişilmesi olanaklı” diye konuştu.
Alman gazetesi: “ABD NATO’yu Suriye’de savaşa sokmak istiyor”
Almanya’da yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesi ise ABD’nin NATO’yu Suriye’de bir savaşa sokma hazırlığı yaptığını iddia etti. Gazetenin Brüksel muhabiri Martin Winter imzasıyla yayımlanan haberde, “Salı günü NATO dışişleri bakanları onuruna verilen bir akşam yemeğinde NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Suriye’deki durum ve İran’la Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanan gerginliğe, katılımcılardan bir tanesinin ‘savaş tamtamları çalınıyor’ diye nitelediği bir şekilde değindi” diye yazdı.
Winter haberine şöyle devam etti:
“Süddeutsche Zeitung’un birden fazla kaynaktan edindiği bilgiye göre Rasmussen NATO’nun, Suriye’deki durum ve Batı’nın Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen petrol tedariğine bağımlılığı konusunda ‘kafasını kuma gömmemesi gerektiğini’ söyledi.”
“Masada bulunan herkes için bunun anlamı açıktı: NATO Suriye’ye karşı bir askeri müdahaleye hazırlanmalı. Siyasi olaraksa bu NATO’nun Suriye’ye yönelik bir müdahaleyi dışlayan şu andaki tutumunda radikal bir değişiklik anlamına geliyor. Türkiy ve İngiltere dışişleri bakanları ile Hillary Clinton, bu konuda Rasmussen’i desteklediler.”
Süddeutsche Zeitung muhabiri, Avrupalı bakanların Suriye yönetiminin kimyasal silah kullanabileceği iddiaların yeniden gündeme getiren ABD’nin konumundan farklı bir konum aldığını ileri sürerek haberine şöyle devam etti:
“Avrupalı dışişleri bakanları, ABD ve Rasmussen’den farklı olarak, Suriye’nin kimyasal silah kullanmaya hazırlandığını ileri süren Amerikan gizli servisi raporlarına güvenmiyor. Ortadoğu’da gelişkin bir şebekeye sahip olan Alman Bundesnachrihctendienst de dahil, Avrupalı gizli servislerin bu doğrultuda ‘bir algılayışı bulunmuyor’. Salı günü Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Brüksel’de bulunan NATO’daki mevkidaşlarından Suriye hakkındaki bu tür raporlara fazla itibar etmemelerini salık verdi. Rusya, son yıllarda bunun gibi pek çok dedikoduyu ve raporu inceledi ve bunların büyük kısmı ya yanlış ya da kısmen doğru çıktı.”
Winter, NATO dışişleri bakanlarının yediği akşam yemeğinde “bir oylama yapılmasa bile”, NATO Genel Sekreteri Rasmussen, ABD, İngiltere ve Türkiye’nin Suriye’ye NATO müdahalesi isteyen kampı oluşturduklarını yazdı ve Fransa’nın da bu kampa meyilli olduğunu ifade etti. Süddeutsche Zeitung muhabiri, Almanya’nın bir NATO müdahalesine soğuk baktığı iddiasını ise şu sözlerle gerekçelendirdi:
“Alman ve Hollanda dışişleri bakanlarının Rasmussen’e sırt çevirmelerinin bir başka nedeni daha var. NATO’nun Suriye’ye müdahale etmesi halinde, bir süre önce Patriotların Türkiye’ye yollanması için izin istedikleri parlamentolarında bir dirençle karşılacaklar.”
“Böyle bir durumda aralarında Almanya’ya ait iki bataryanın da olduğu o Patriotlar, sadece Türkiye’nin savunması için değil, bir saldırı için yollanmış olacak. (…)”




