spot_imgspot_img
5 C
İstanbul
Cumartesi, 7 Mart 2026

Arınç’tan pilot açıklaması

spot_imgspot_img

Seçtiklerimiz

Arınç’tan, Lübnan’da kaçırılan pilotlara ilişkin de çok çarpıcı açıklamalar geldi.

Suriye, Mısır ve bölgeyi ilgilendiren konuların görüşüldüğünü belirten Arınç, özellikle 21 Ağustos’ta Şam yakınlarında yapılan kimyasal silahlı saldırıya ilişkin konuların değerlendirildiğini vurguladı. Mısır’da son yaşanan gelişmelerle ilgili de sunum yapıldığını anlatan Arınç, "Gariptir, Mısır’da olaylar başladığında Suriye’deki gelişmeler biraz perde arkasında kalmıştı, şimdi Suriye’deki gelişmeler Mısır’daki olumsuz gelişmelerin üzerini örtecek noktaya ulaştı" diye konuştu,

Arınç, iki konunun da önemli olduğunu dile getirerek, Türkiye’nin kendisini doğrudan ilgilendiren bu gelişmelere karşı her an teyakkuz içerisinde çalışma yürüttüğünü söyledi.

BAŞBAKAN RUSYA VE ARJANTİN’E GİDİYOR

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, G-20 zirvesine katılmak üzere çarşamba günü Rusya’ya, daha sonra 2020 Olimpiyatları’nın yapılacağı kentin açıklanacağı Arjantin’e gideceğini aktardı.

Arınç, Suriye’ye ilişkin bir soru üzerine, Erdoğan’ın, hem ABD Başkanı Obama hem de Rusya Devlet Başkanı Putin ile bu konuyu görüşmeyi planladığını bildirdi.

TÜMEN, KOMUTAN DA BİLİNİYOR

Söz konusu kimyasal saldırıyı gerçekleştiren tümen ve başındaki komutan ile kimler tarafından ne maksatla yapıldığının bilindiğini vurgulayan Arınç, "Bunu Sayın Obama da biliyor, bizler de biliyoruz, bilmesi gereken herkes de biliyor" ifadesini kullandı.

BM heyetine inceleme için kısa sürede izin verilmesi durumunda delillerin daha rahat elde edilebileceğini belirten Arınç, "(Evet, bunu onlar yapmıştır) diyebileceği noktayı biz bugün heyetin açıklamalarıyla öğrenmiş olacaktık. Daha sonra yapılanlarda da çok kati delillerle bunu rejim yanlısı güçler tarafından kendi halkına karşı işlenmiş bir cinayet olduğu bizce biliniyor. Sanıyorum bu günlerde de bu açıklamaları yapacak. Kaldı ki Obama, konuşmasında bu konuda kesin kanaata vardığını ifade etmişti" değerlendirmesinde bulundu.

BİR CEZALANDIRMA OLACAKSA…

"Böyle bir cinayete karşı Suriye’deki mevcut rejimin cezalandırılması amacıyla, insanlık adına bir hareket yapılması gerekli" diyen Arınç, BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üyenin de oydaşlığıyla bir karar alınabilmesi halinde bunun yürütülebileceğini ancak Rusya ve Çin’in vetosu nedeniyle Konseyden karar çıkmadığını anımsattı ve bundan sonra da çıkacağa benzemediğini ifade etti. Arınç, hem NATO ülkelerinin hem de "Gönüllüler Koalisyonu”nun da bir yaptırım uygulamasına hazır olmadığının görüldüğünü söyledi.

Obama’nın Suriye ile ilgili konuşmasının önemine işaret eden Arınç, "Bir yaptırım veya bir müdahale veya bir cezalandırma olacaksa Esad rejimine karşı, kimyasal silah kullananlara kaşı, bunu ABD yapacak gibi görünüyor" dedi.

ABD’de Kongre ve Senato’da Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında görüş farklılıkları olduğuna dikkati çeken Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent anlatan Arınç, Obama’nın büyük bir cesaretle olumsuz bir oy farkına rağmen Kongreden müdahale kararını geçirebileceğini düşündüğünü vurguladı.

Arınç, konuya ilişkin ABD Kongresi için 9 Eylül tarihinin önemli olduğunu kaydetti.

Suriye’ye yapılabilecek bir operasyonla Esed rejiminin gitmemesi halinde Türkiye’nin tavrının ne olacağı yönündeki bir soru üzerine Arınç, Türkiye’nin yeni bir şeyle karşıya olmadığını, olayların başladığı zamandan beri Suriye’ye karşı görevlerini yerine getirdiğini söyledi.

Türkiye olarak ikaz görevlerini yaptıklarını, görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve ülkelerinden kaçan insanlara yardımda bulunduklarını hatırlatan Arınç, "Yanan ateşe karşı Türkiye su sıkmakla meşgul" ifadesini kullandı.

BUNDAN SONRA YAPACAKLARIMIZ VAR

Türkiye’nin, içeride ve dışarıda daima bu zulme kayıtsız kalmayacağını ifade ettiğini anlatan Arınç, şunları söyledi:

"Bundan sonra yapacaklarımız şüphesiz var. Önce doğru bildiğimize devam edeceğiz. İkincisi bu eğer bir operasyon yapılacak, cezalandırma olacaksa sadece kimyasal silah kullanmakla son olayla bağlantılı olmamalı, 2,5 yıldan, üç yıldan beri devam eden bu zulmün artık sona ermesi için halkından onbinlerce insanı öldüren bir rejimi ayakta kalmaması için etkili ve kapsamlı olması lazım."

ÇOK KISIR BİR DÜŞÜNCE

Arınç, konuyla ilgili açıklamaların bir kısmına bakıldığında, siyasi sonuç veya rejim değişikliği getirmesine gerek olmadığının söylendiğini ifade ederek, "Bu, çok kısır bir düşünce. Böyle bir görüşü bu olayın karşısında yeterli görmek mümkün değil" dedi.

"Bizim Türkiye olarak işimiz doğruları söylemektir. Dış politikada etkili olmaktır" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Dışişleri Bakanımız her gün bütün dünyanın başkentleriyle, dışişleri bakanlarıyla görüşmeler yapıyor. Her gün bir yerde toplantıya katılıyor. Suriye Halkının Dostları grubu geçtiğimiz günlerde de toplandı, kararlar alınıyor. Suriye’deki muhalefetin güçlenmesi için birtakım çabalar gösteriliyor. Doğru bildiğimizi yapmaya çalışıyoruz. Onlar böyle yaparlarsa buna engel olacak gücümüz yok. Sadece netice almak için ne yapılması gerektiği kendileriyle açık açık görüşülüyor. Zannediyorum birkaç gün sonra G20 Zirvesi’nde başbaşa yine bu konular etraflıca ele alınıp görüşülecektir."

TÜRKİYE OPERASYONDA ROL ALACAK MI?

Arınç, Suriye’ye muhtemel bir müdahelede Türkiye’nin birebir operasyonda yer almayacağı, sadece lojistik ve istihbarat desteği sağlayacağı konusunda görüşler olduğu ve bu yönde bir talep gelip gelmediği yönündeki soru üzerine, şöyle konuştu:

"Birleşmiş Milletler bir karar alabilseydi, Türkiye’ye orada bir rol olabilirdi. NATO bir karar alsaydı, Türkiye orada bir rol olabilirdi. Gönüllüler koalisyonu olsa ve ciddi olsaydı, Türkiye’ye de bir davet ve görev vaadi olsaydı o zaman elimizdeki yetkiye bakardık ve o yetkinin sınırları içerisinde de bir çalışma yapılabilirdi. Ama şimdi elde kalan tek sonuç ABD’nin böyle bir operasyona veya böyle bir müdahaleye tek başına karar vereceği noktasında."

KUZEY IRAK VE SURİYE İÇİN TEZKEREMİZ VAR

Türkiye’nin barışı korumak amacıyla farklı ülkelerde bulunduğunu hatırlatan Arınç, dünyanın her yerinde Türk askerinin olduğunu söyledi. Arınç, "Kuzey Irak ve Suriye için tezkeremiz var. Kendi güvenliğimizi esas alarak bu tezkerelerdeki yetkiler dahilinde bir çalışmayı yapıyoruz. İhtiyaç duyduğumuzda da tekrar yapabiliriz" dedi.

Türkiye’nin menfaatlerinin çok önemli olduğunu dile getiren Arınç, bu menfaatlerin kendi güvenliği, halkın bütünlüğü, tasada, kederde ve sevinçte birlikte olmak olduğunu söyledi. Arınç, şözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama Suriye’de de bir zulüm varsa insanlık adına bu zulmü de sona erdirmektir. Biz, dolayısıyla ABD veya onunla birlikte hareket edecek birkaç ülkeyle yapılabilecek bir şeyde Türkiye’nin hangi noktada olduğunu ancak bu gerçekleşeceği zaman öğrenebiliriz, görüşebiliriz."

Arınç, Türkiye’nin kendi içindeki muhtemel gelişmelere karşı tedbirlerini sonuna kadar aldığını belirterek, şöyle konuştu:

"Gazetelerin yazdıkları, televizyonların abarttıkları birtakım efektlerle ‘filan yerde gaz maskeleri dağıtıldı, bilmem nerde şunlar oldu’ hiç bunlara kafayı takmayın, milletimiz de takmasın. Allah korusun böyle bir hal karşısında herkes nerede ne var bunu görecek. Bunların hazırlıkları yapıldı ve bitti. Ümit ediyoruz ki öyle kötü ihtimallerle ne yurttaşımız ne de vatandaşımız karşı karşıya kalmaz."

LÜBNAN’DA KAÇIRILAN TÜRK PİLOTLARI

Arınç, Lübnan’da kaçırılan Türk pilotlarla ilgili yeni bilgi olup olmadığı yönündeki soruya karşılık, kaçırma olayının örgüt tarafından gerçekleştirildiğini, Türkiye’nin dahli olmayan bir konuyla karşı karşıya gelindiğini söyledi.

Örgütün isminin Arapça olduğunu hatırlatan Arınç, Lübnan hükümeti ve Lübnan’da bulunan Türkiye’nin dostlarının pilotların bir an evvel bulunup Türkiye’ye verilmesi konusunda gayret sarf ettiklerini bildirdi.

Arınç, "Lübnan İçişleri Bakanı, Lübnan Başbakanı, Cumhurbaşkanı türkiye’ye dost olan pek çok insan Türkiye’nin şerefi, Türkiye’nin itibarı noktasındaki pilotlarımızın bir an evvel sağlıklı olarak Türkiye’ye dönmelerini arzu ediyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

YER DEĞİŞTİRDİLER, TAKİPTEYİZ

Türkiye tarafından bilinen pilotların yerlerinin daha sonra değiştirildiğine değinen Arınç, "Hayatta olduklarını, sağlık içinde olduklarını biliyoruz. Gönderdikleri fotoğraflar da mesajlar da bunu gösteriyor. Yer değiştirdiler, yine takibimiz altındadır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, pilotların eşleri ve aileleriyle görüştüğünü dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

"Onların da tek ricası ‘Kesinlikle operasyon yapılmasın. Onların hayatları bizim için çok önemlidir.’ Gerçekten bu doğrudur. Biz de zaman zaman bu tür olaylarla karşılaştığımızda mesela gazeteci arkadaşlarımızda olsun, güvenlik görevlilerimiz olsun Türkiye içinde ve dışında operasyon yapmayı tercih etmiyoruz. Yerlerini biliyoruz ama sağlıkla onları almak istiyoruz. Dolayısıyla bir çatışmanın dışında bu güzel insanlarımıza her an kavuşmak ümidi içerisindeyiz. Şu anda da sağlıklarının çok iyi olduğunu ve götürüldükleri yeri de biliyoruz. Müzakere yoluyla veyahut da onları razı etmek üzere Lübnan makamları devrededir.  Biz de onlara destek olmaya çalışıyoruz. Ümit ediyorum ki en kısa zamanda arkadaşlarımıza kavuşmuş olacağız. Bunu ümit ediyoruz. 15 gün evvel söylediğimde o zaman onuncu günüydü maalesef yerleri değiştirildi. Olmadı."

MISIR’DA GÖZALTINA ALINAN MUHABİR

Mısır’da gözaltında bulunan TRT muhabiri Metin Turan’ın da daha önce bırakılacağını ancak savcının kararıyla gözaltı süresini uzatıldığını anlatan Arınç, "Bir milli güvenlik belgesi gibi bir belgeyi temin etmeye çalışıyorlar o kişi hakkında. Zannediyorum 15 günün dolmasıyla biz, arkadaşımıza kavuşacağız. Büyükelçiliğimizin temasları devam ediyor, Dışişleri Bakanlığımız sürekli takip ediyorlar. Onbeş gün kalmadan da kendisine kavuşursak da ondan da sevinç duyacağız" diye konuştu.

SURİYE’YE OPERASYON SİYASİ SONUÇ GETİRMELİ

Arınç, Suriye’ye ilişkin operasyon içinse şunları söyledi: Siyasi bir sonuç meydana getirmesini biz şahsen bekler ve isteriz. Çünkü bu rejim bugün kimyasal silahla binden fazla insanın hayatına son vermiştir. Ama bu rejim 2,5 yıl içinde helikopterlerden atılan bombalarla, uçakların bombalamasıyla adeta ekmek kuyruklarındaki çocuklarından camilerde ibadet eden dindarlara kadar evlerdeki kadınlardan sokaklardaki gençlere kadar yüz binden fazla insanın hayatına mal olmuştur. Sadece kimyasal silahı görerek bunun dışındaki öldürme vasıtalarını hafife almak, bombalamaları, füze atmaları, 264 balistik füze atıldığı resmi kayıtlarda sabit. Bunları affetmek veya görmemek, sadece kimyasal silaha odaklanmak çok doğru ve haklı değil. Binlerce insanın hayatını kaybettiği bir ülkede eğer yapılacaksa buna sebebiyet verenlerin siyasi sonuçlarla karşı karşıya kalması gerekir. Netice alınmayacak, sadece ‘vur-geç’ şeklindeki bir müdahalenin Suriye’deki kaosu daha büyütebileceği endişesi içindeyiz. Çünkü esasen bu geçen zaman zarfında önceden belirlenen hedeflerin o güne kadar kim bilir kaç defa yer değiştireceğini tahmin etmemek de mümkün değil. Bu, öyle bir sonuç getirmeli ki bu zulmü işleyenler bir daha ayağa kalkamamalı."

HALKIMIZ MÜSTERİH OLSUN

Suriye’ye olası bir müdahale sonrası bu ülkeden Türkiye’deki bazı noktalara saldırı olabileceğinin konuşulduğunu, buna karşı alınan tedbirler ile bu konuların Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile yeni komuta kademesinin Erdoğan’a yaptığı nezaket ziyaretinde konuşulup konuşulmadığının sorulması üzerine Arınç, söz konusu kabulde kendisinin bulunmadığını söyledi.

"Eğer nezaket ziyaretiyse gerçekten bunların da konuşulmamış olması lazım" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Ama bu konular geçtiğimiz hafta Sayın Başbakanımızın başkanlığında da ayrıca Genelkurmayımızın kendi içerisinde de en ince detaylarına kadar konuşuldu ve gerekli tedbirler gözden geçirildi. Bütün milletimiz müsterih olsun, bu konuda hükümetimiz ve silahlı kuvvetlerimiz bütün gücüyle elindeki tüm imkanlarıyla her türlü ihtimallere karşı tedbirlerini almış durumda."

Suriye ile yaşanan 2,5-3 senelik gerginlik içinde Türkiye’ye ait uçağın düşürüldüğünü, sınır köylerinin zaman zaman ateş altında kalarak bazı vatandaşların hayatını kaybettiğini hatırlatan Arınç, patriot sistemlerinin Türkiye’ye konuşlandırıldığını anımsattı.

BUNU ASLINDA MUHALEFETE SORMALISINIZ

"Siz bu soruyu aslında buna karşı çıkan muhalefet partilerine ve onların temsilcilerine sormanız gerekir"  ifadesini kullanan Arınç, şunları söyledi:

"Çünkü Türkiye’ye NATO görevleri ve mesuliyetleri kapsamında üç ülkeden patriotlar geldiği zaman bu anlı şanlı muhalefet ‘Bunlar da nereden çıktı, neden geldi? Bunlara ihtiyacımız mı var’ demişti. Uçağın düşürüldüğü bir hasmane tutum karşısında yarın füzelere karşı Türkiye’nin güvenliğini sağlayabilecek böyle bir çalışmayı bile Türkiye’ye çok görmüşlerdi. Şimdi aynı kişiler bize ‘Tedbiriniz var mı, ya füze atarlarsa halimiz ne olacak’ diyemezler. Onlar demesinler, bizim yapacağımız her türlü çalışma halkımızın güvenliği, ülkemizin güvenliği ve egemenliği için yeter de artar bile. Bu konularda hiç kimsenin bir endişesi olmasın."

BLÖFTEN İBARET DE OLABİLİR

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in, bugün, Suriye’de yaşananlara ilişkin önemli açıklamalarının olduğunu aktaran Arınç, şöyle dedi:

"Rasmussen, şunu ifade etti, ‘Biz Türkiye’nin yanındayız. Türkiye’ye karşı her hangi bir saldırı diyelim, burada konuştuğumuz kadarıyla, böyle bir şey olursa NATO anında Türkiye’nin yanında yer alacaktır.’ Kaldı ki bu, bir blöften de ibaret olabilir. Esed’in bunu yapacak niyeti veya gücü olup olmadığını herkes çok iyi biliyor. Ama en kötü ihtimale göre, Türkiye, bir kişinin bile burnunun kanamaması için ülkemizin bütün güvenlik tedbirlerini alma noktasında en ince detaylara kadar çalışmalarını yaptı kimsenin endişesi olmasın."

AA’NIN KÜRTÇE YAYINA BAŞLAMASI

Arınç, Anadolu Ajansı’nın Kürtçe yayına başlamasının çözüm sürecine katkı sağlayıp sağlamayacağına yönelik soruya ise şu yanıtı verdi:

"Tabi. Ben zaten Anadolu Ajansı ile ilişkili bir bakan olarak bu yaptığı çalışmadan dolayı ajansımızı kutladım. Pek çok siyasetçi, bilim adamı, çözüm sürecinde aktif rol oynayan kişiler de bölgemizdeki farklı ülkelerdeki siyasetçiler de AA’nın Kürtçe haber yayınına başlamasından büyük memnuniyet duyduklarını ifade ettiler. Bu, bizim 6. dilimiz oluyor. Daha önce Boşnakça’dan, Rusça’dan, Arapça’dan başlayarak şimdi Kürtçe haber yayınına başlıyoruz. Bu, büyük bir devrimdir. İnanıyorum ki esasen TRT’nin, TRT yayınlarındaki Kurmançi, Zazaki ve en son Sorani lehçelerinde yaptığı yayınla birlikte bugün milyonlarca insana ve pekçok ülkeye hitap eden Kürtçe’nin kendi lehçeleri içerisindeki farklılıklarla bir yayına başladı. Ben çözüm süreci başta olmak üzere bu halkımızla ve komşu ülkelerin halklarıyla büyük bir yakınlık içerisine gireceğimizi ve AA’nın çok büyük bir işi başardığını görüyor ve kendilerini kutluyorum. Yakın zamanda da İngilizce haber yayınına başlayacağız. Böylelikle  farklı dildeki haber yayınlarımız yediye ulaşmış olacak."  

BM RAPORU BUGÜNLERDE YAYIMLANACAK

BM heyetinin Suriye’deki temaslarına ilişkin hazırlayacağı raporun ardından BM’den yeni bir kararın beklenip beklenilmeyeceğini sorulması üzerine Arınç, gözlemci heyetinin raporlarının bugünlerde yayımlanacağını belirtti.

Bundan sonra yapılacakların heyetin raporu ve bunun üzerine  BM’nin tavrına göre netleşeceğinin dile getiren Arınç, "Buna rağmen ‘BM Güvenlik Konseyi’nden farklı bir karar çıkar mı’ derseniz düşük olasılıklı, düşük ihtimalli bir şeydir. Çünkü o ülkelerin, o 5 ülkenin de pek çoğu biliyor ki ‘Evet, kimyasal bir saldırı olmuştur’ ama kendi çıkarları ve siyasetleri açısından  gözlerini kapamakta devam ediyor olabilirler. Dolayısıyla BM’den yeni bir karar çıkabilir mi? O küçük bir ihtimal olarak zihinlerimizde kalmalı" değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere’de konuyla ilgili oylamanın yapıldığını ve hükümetin istediğini elde edemediğini hatırlatan Arınç, bunun ülkelerin kendi politiklarıyla ilgili olduğunu vurguladı.

İlgili Makaleler

- AJet -spot_imgspot_img

Son Dakika