spot_imgspot_img
15.1 C
İstanbul
Çarşamba, 7 Ocak 2026

SHGM’den Dijital Havacılık Hamlesi: 2026’da Yeni Dönem Başlıyor

spot_imgspot_img

Seçtiklerimiz

Türkiye, Sivil Havacılıkta Dijitalleşme İçin Küresel Ölçekte “İlk” Olmayı Hedefliyor

Türkiye, sivil havacılık alanında dijital dönüşümü yalnızca ulusal ölçekte değil, küresel ölçekte örnek olacak bir modele dönüştürmeyi hedefliyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün belirlediği dijitalleşme vizyonunu tüm bileşenleriyle hayata geçiren ilk ülke olma amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Sivil Havacılık Genel Müdürü Kemal Yüksek, 2025 yılı faaliyetleri ile 2026 hedeflerini değerlendirirken, Türk sivil havacılığının Kovid-19 sonrası dönemde güçlü bir toparlanma süreci yaşadığını ve bu ivmenin artarak devam ettiğini vurguladı. 2025 yılında uçuş noktaları, yolcu sayıları ve operasyonel kapasite bakımından önemli artışlar kaydedildiğini belirten Yüksek, bu büyümede Türk Hava Yolları ve İstanbul Havalimanı’nın çarpan etkisine dikkat çekti.

Türk sivil havacılığının bugün yaklaşık 355 uçuş noktasına ve 130’dan fazla ülkeye eriştiğini ifade eden Yüksek, özellikle Uzak Doğu ve Çin pazarında elde edilen yeni frekanslar ve anlaşmalarla küresel erişimin daha da güçlendiğini belirtti. Emniyet ve güvenlik açısından da 2025 yılının sağlıklı ve sorunsuz bir şekilde geçirildiğinin altı çizildi.

Yeni Sivil Havacılık Modeli: Dijital, Entegre ve İhracat Odaklı

Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğundaki temel yapı taşı, son üç yıldır üzerinde çalışılan Yeni Sivil Havacılık Modeli oldu. Bu model; otomasyon sistemleri, insan kaynağı ve lisanslama platformları ile faydalı servisler olmak üzere üç ana ayak üzerine kuruldu.

Bu kapsamda geliştirilen KDM-ORG platformu ile havacılık insan kaynağı, lisanslama ve yetkinlik süreçleri tamamen dijital ortamda yönetilir hale getiriliyor. Ayrıca hava sahası yönetimi, operasyonel izinler ve düzenleyici süreçler de yazılım tabanlı otomasyon sistemleriyle entegre ediliyor. Faydalı servisler tarafında ise Mania sistemleri ve insansız hava aracı (İHA) çözümleri yeni modelin tamamlayıcı unsurları olarak konumlanıyor.

Yetkililer, bu yapının yalnızca Türkiye için değil, “büyük Türkiye” vizyonu doğrultusunda dost ve kardeş ülkelerde de uygulanabilecek şekilde tasarlandığını vurguluyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün dijitalleşme hedeflerini eksiksiz karşılayan bu modelin, 2026’nın ilk çeyreğinde tüm modülleriyle tamamlanması planlanıyor.

Dijital Havacılıkta Türkiye’den “Yumuşak Güç” Etkisi

Geliştirilen yazılım altyapısının, dost ve kardeş ülkelere kurulduğunda kısa sürede üst düzey bir operasyonel kapasite sağladığına dikkat çekiliyor. Bu yönüyle model, Türkiye için önemli bir yumuşak güç aracı olarak değerlendiriliyor. Hedef, 2026 sonrasında TÜRKSAT altyapısı üzerinden Suriye, Libya, Irak, Balkanlar ve Türk Cumhuriyetleri dahil 50–60 ülkeye bu sistemin hızlı şekilde sunulabilmesi.

Şu anda Azerbaycan ve Kırgızistan başta olmak üzere birçok ülke ile temasların sürdüğü, Türkiye’nin dijital sivil havacılık ürününü uluslararası standartların da üzerine taşıma hedefiyle çalışmaların devam ettiği ifade ediliyor.

İHA’lar, Drone Tehditleri ve Akıllı Güvenlik Çözümleri

Yeni modelin önemli bileşenlerinden biri de havalimanı güvenliği ve insansız hava araçlarına yönelik çözümler. Özellikle kontrolsüz dron tehditlerine karşı geliştirilen projeler kapsamında, “Savuran Hava Savunma Sistemi” ile havalimanı çevresinde konuşlandırılacak hızlı müdahale unsurları planlanıyor. Teorik olarak kurgulanan bu yapının, hem sert hem yumuşak önlemleri içeren çok katmanlı bir güvenlik sistemi sunması amaçlanıyor.

Bunun yanında, göç dönemlerinde kuş çarpması nedeniyle oluşan operasyonel kayıpların da drone destekli sistemlerle azaltılması hedefleniyor. Yıllık 80–90 milyon dolara ulaştığı belirtilen bu kayıpların önüne geçilmesiyle hem emniyetin hem de operasyonel verimliliğin artırılması planlanıyor.

Dijital Denetim ve Emniyet Vurgusu

Yetkililer, yaşanan bazı uluslararası kazaların, sivil havacılıkta dijital ve izlenebilir sistemlerin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu vurguluyor. Uçuşa elverişlilikten bakım kayıtlarına, pilot lisanslarından sağlık raporlarına kadar tüm süreçlerin dijital sistemler üzerinden şeffaf ve denetlenebilir olması, gelecekte benzer risklerin minimize edilmesi açısından hayati görülüyor.

Türkiye’nin hedefi; kişiye bağlı inisiyatiflerin ve manuel süreçlerin tamamen ortadan kaldırıldığı, hataya yer bırakmayan bir sivil havacılık ekosistemi oluşturmak.

İlgili Makaleler

- PGS -spot_imgspot_img

Son Dakika