Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) ve Atatürk Havalimanı yetkililerinin “eylem yok” demesine karşın önceki gün de iç ve dış hatlardaki tüm seferlerde gecikmeler yaşanırken bazı tarifeli seferler iptal edildi. Bazı uçuşlarda rötarlar 5 saati aşarken, havaalanında rötarlara ilişkin yapılan anonslarda 4 farklı gerekçenin sunulması tepkiye neden oldu.
Geçtiğimiz yıl bir günde bin 69 uçağın iniş yapıp kalktığı İstanbul AHL’de Perşembe günü başlayan iş yavaşlatma eylemi önceki dün ve bugün de sürdü. Kule, saha ve yaklaşma kontrolörlerinin “Uçuş güvenliği”, “çalışma koşullarının düzeltilmesi ve eksil eleman ihtiyacının giderilmesi” ve “tazminat kesintilerinin ödenmesi” talebiyle başlattıkları ‘iş yavaşlatma’ eylemiyle birlikte İstanbul AHL’de büyük bir kaos yaşandı. Akşam saatindeki seferlerin tamamında rötarlar yaşanırken, yolcular sürekli olarak yapılan “kapı değişikliği” yüzünden bavullarıyla havaalanı içinde adeta oradan oraya koşturmak zorunda kaldı.
Rötarlar yarım saat ve 2 saat arasında değişirken bazı seferlerde rekor rötarlar yaşandı. 20.10’da kalkması gereken TK2636 Malatya uçağı 4 saat 50 dakika rötar yaparken 23.05’te havalanması gereken TK2042 Konya uçağı 5 saat 15 dakikalık rötarla 04.20’ye ertelendi. Antalya, Hatay ve Adana uçaklarının iptal edildiği önceki gece yolcular zor saatler geçirdi. Yapılan her anonsu, “Uçağımız yine mi ertelendi” kaygısıyla dinleyen yolcular, sürekli olarak kapı değişikliği yüzünden da havaalanında kapılar arasında gidip geldi. İstanbul AHL yetkilileri tarafından yapılan anonslarda ise 4 farklı gerekçe sunulması dikkat çekti. İlk önce rötarlar için “lodos”u gerekçe gösteren yetkililer ardından sırayla, “pist yoğunluğu”, “tarifeli uçağın gecikmeli gelmesi” ve “işletmeden kaynaklanan nedenler”i gerekçe gösterdi.
THY, 2 saati aşan gecikmelerde yolcularına havaalanında yiyecek ikramında bulunurken, yolcuların bir bölümü uçak kalkış saatini bekleme salonundaki koltuklarda uyuyarak geçirdi. DHMİ Genel Müdürlüğü yetkilileri “iş yavaşlatma eylemi”ni kabul etmeyerek rötarları “lodos”a bağladı. İstanbul AHL yetkilileri ise konuyla ilgili görüş belirtmekten kaçındı. Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Genel Başkanı Yavuz Demirkol ise İstanbul AHL’de yaşanan rötarlarda lodosun kısmi etkisinin olmasıyla birlikte asıl nedenin, hava trafik kontrollerinin kendi inisiyatifleriyle “kurallara uygun çalışma süreci”ni başlatmaları olduğunu açıkladı.
Yaşanılan sürecin herhangi bir sendika tarafından organize edilmediğini, çeşitli sendika üyesi ve sendikasız çalışanların ortak kararı olduğunun altını çizen Demirkol, “Uçuş trafiğinin fazla olmasından dolayı AHL’de rötarlar yaşandı. Ne kadar inkar edilirse edilsin sorun ortada duruyor. Arkadaşlar uçuş güvenliğini öne çıkarıyorlar. Çalışma koşullarının düzeltilmesini talep edip, eksik elemanla çalışmak istemiyorlar. Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (Eurocontrol) tarafından DHMİ’ye dağıtılması amaçlı verilen tazminatların çalışanlara 21 aydan bu yana eksik ödenmesi de gündemde ancak bizim ve arkadaşlarımızın önceliği uçuş güvenliği” dedi.
Geçtiğimiz yıl bin 69’luk trafik yoğunluğu ile kendi rekorunu kıran İstanbul AHL’de Nisan başında bin 28 uçağın inip kalktığını anımsatan Demirkol, “Bu bizi kaygılandırıyor. Çünkü bu sayıyı karşılayacak bir altyapı (personel sayısı, kontrollerin çalıştığı radar sektörleri, frekanslar) yok. Trafik çok hızlı artıyor ancak altyapı aynı paralelde bir gelişim göstermiyor. 2005’ten bu yana trafik yoğunluğundaki artışla altyapıdaki gelişimi kıyaslarsak sorunun önemini daha iyi kavrarız. Bu sorun yıllardır var. Sorunun çözümüne ilişkin bir planlama yapılmadı. Artık sorun çalışan arkadaşlarımızın “kurallara uygun çalışma” sürecinin başlatmasıyla gün yüzüne çıktı” diye konuştu.
İnsanların can güvenliğini yakından ilgilendiren bir alanda çalışmalarına karşın henüz bir meslek tanımlarının dahi olmadığını bildiren İstanbul AHL’de görevli bir kontrolör ise, “Uçuş emniyeti ile ilgili en güvenli bilimsel standartların uygulanmasını istiyoruz. Kısa vadede bir çözüm gerçekçi görünmüyor. Ciddi anlamda planlama yapılması gerekiyor. 2005’te planlama yapılsaydı bu sorun yaşanmayacaktı. Personel planlaması konusunda olumlu bir adım atılmadığı takdirde kapasitenin üzerinde gelen her trafik, uçuş güvenliği açısından risklidir. Bir piste 1 saatte inen uçak sayısı bellidir. İstanbul AHL’de kesinlikle bu standartlar aşılarak insanların hayatı tehlikeye atılmaktadır. Biz bu tehlikenin önüne geçmek amacıyla kurallara uygun çalışma sürecini başlattık” şeklinde konuştu.




