spot_imgspot_img
15.1 C
İstanbul
Çarşamba, 7 Ocak 2026

Havacılıkta Biyometrik Güvenlik Pazarı 2030’da 8,16 Milyar Dolara Ulaşacak

spot_imgspot_img

Seçtiklerimiz

Havacılıkta Biyometrik Dönüşüm Hızlanıyor: Küresel Pazar 2030’da 8,16 Milyar Dolara Ulaşacak

Havacılık sektöründe güvenlik, verimlilik ve yolcu deneyimini aynı anda geliştirmeyi hedefleyen biyometrik teknolojiler, küresel ölçekte güçlü bir büyüme sürecine girdi. Uluslararası pazar analizlerine göre Havacılık Biyometri Pazarı, 2024 yılında 4,58 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, 2025–2030 döneminde yıllık ortalama %10,1 büyüme ile 2030 sonunda 8,16 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Bu büyümenin temelinde; havaalanları ve havayollarının kimlik doğrulama ve güvenlik süreçlerini otomasyona taşıma ihtiyacı yatıyor. Parmak izi, yüz tanıma, iris ve ses biyometrisi gibi çözümler; manuel kontrolleri azaltarak bekleme sürelerini kısaltıyor, güvenlik seviyesini yükseltiyor ve yolcu akışını hızlandırıyor.

Temassız Seyahat ve Dijital Kimlik Uygulamaları Öne Çıkıyor

Kovid-19 sonrası dönemde temassız seyahat çözümlerine yönelik talep, biyometrik sistemlerin yaygınlaşmasını hızlandırdı. Özellikle yüz ve iris tanıma tabanlı uygulamalar, fiziksel temas ihtiyacını azaltarak hem hijyen hem de operasyonel süreklilik açısından tercih edilen çözümler haline geldi. Bugün birçok büyük havalimanında check-in, pasaport kontrolü ve boarding süreçleri biyometrik doğrulama ile gerçekleştiriliyor.

Kısa vadede pazarın itici gücünü; havalimanı genişleme projeleri, devlet destekli dijital kimlik programları ve özel sektör yatırımları oluşturuyor. Uzun vadede ise güvenlik standartlarının yükseltilmesi ve yolcu deneyiminin kesintisiz hale getirilmesi, biyometrik sistemleri havacılığın temel bileşenlerinden biri konumuna taşıyor.

Yapay Zekâ Destekli ve Çok Modlu Sistemler Yaygınlaşıyor

Sektörde dikkat çeken bir diğer eğilim, yapay zekâ (AI) ve makine öğrenmesi (ML) destekli biyometrik çözümlerin devreye alınması. Bu teknolojiler; doğruluk oranlarını artırıyor, sahte kimlik girişimlerini daha erken tespit ediyor ve öngörücü güvenlik yaklaşımını mümkün kılıyor.

Ayrıca çok modlu biyometri (multimodal biometrics) çözümleri de hızla yaygınlaşıyor. Yüz, parmak izi ve ses gibi birden fazla biyometrik verinin birlikte kullanıldığı bu sistemler, yanlış eşleşme oranlarını düşürerek güvenilirliği artırıyor.

Donanım Pazarı Lider, Yazılım En Hızlı Büyüyen Alan

Bileşen bazında değerlendirildiğinde, donanım segmenti (kameralar, sensörler, tarayıcılar) 2024 itibarıyla en büyük paya sahip. Bu cihazlar; check-in bankoları, e-gate’ler, pasaport kontrol noktaları ve boarding kapılarında biyometrik altyapının temelini oluşturuyor.

Buna karşın yazılım segmenti, 2025–2030 döneminde en hızlı büyüyen alan olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ tabanlı yazılımlar; veri yönetimi, gerçek zamanlı analiz ve güvenlik ağlarıyla entegrasyon sayesinde havalimanlarının karar alma süreçlerini güçlendiriyor.

Bölgesel Büyümede Asya-Pasifik Öne Çıkıyor

Bölgesel dağılımda Kuzey Amerika, gelişmiş havacılık altyapısı ve erken teknoloji adaptasyonu sayesinde liderliğini koruyor. Asya-Pasifik ise artan yolcu trafiği, devlet destekli dijitalleşme projeleri ve siber güvenliğe yönelik yatırımlarla en hızlı büyüyen pazar konumunda bulunuyor. Avrupa’da ise sürdürülebilirlik ve akıllı havalimanı projeleri biyometrik çözümlerin yaygınlaşmasını destekliyor.

Havacılığın Geleceğinde Biyometri Kilit Rol Oynayacak

Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda biyometrik teknolojilerin yalnızca güvenlik değil; operasyonel verimlilik, yolcu memnuniyeti ve regülasyon uyumu açısından da vazgeçilmez hale geleceğini öngörüyor. Yapay zekâ destekli, temassız ve entegre biyometrik sistemler, havacılığın dijital geleceğini şekillendiren ana unsurlar arasında yer alıyor.

İlgili Makaleler

- PGS -spot_imgspot_img

Son Dakika